İlmihal Kategorileri

Zebh=Boğazlama Ameliyesi, Etleri Yenilip Yenilmeyen Hayvanlar

ZEBH = BOĞAZLAMA AMELİYESİ

       Meşrû surette boğazlama, hayvanın hulkumunu, yani nefes borusunu ve “meri” denilen yemek ve içmek borusunu ve bunların arasında bulunup “vedec” denilen iki damarını kesmek suretiyle yapılır. Bu dört şeyden üçünün kesilmesi İmam-ı A'zam’a göre yeterlidir. İmam Ebu Yusuf’a göre mutlaka nefes borusu ile yemek borusu ve o iki damardan biri kesilmelidir. İmam Muhammed’e göre de bu dört şeyden her birinin ekserisi kesilmiş bulunmalıdır.

       Hayvanları boğazlamak hususunda damarlarını kesip kanlarını akıtacak herhangi bir âlet yeterlidir. Meselâ bıçak yeterli olduğu gibi, keskin kamış kabuğu, cam parçası da yeterlidir. Şu kadar var ki, bu âlet, hayvana zahmet vermeyecek bir halde keskin olmalıdır. Hayvanı yere yatırdıktan sonra bu âleti keskinletmeye çalışmak mekruhtur. Hayvanı ayağından tutarak kesileceği yere çekmek de mekruhtur. Hayvanı boynunun altından değil, üstünden kesmek ve daha soğumadan kafasını tamamen kesip derisini soymak da mekruhtur.

       Hayvanları boğazlarken “tesmiye” de bulunmak, yani (Bismillâh) demek lâzımdır. Bu hususta Hak Tealâ’nın mübarek isimlerinden herhangi birini zikretmek de yeterli olur. Meselâ ALLAH’ü Ekber, ALLAH’ü A'zam veya ALLAH denilmesi yeterli olur. Fakat ALLAH Tealâ’nın ismini dua maksadıyla zikretmek yeterli olmaz.

       ALLAH’ümmeğfirli. Ey ALLAH’ım beni mağfiret eyle denilmesi gibi. (Bismillâhi, Allâhü Ekber) denilmesi müstahaptır. havyanı kıble tarafına yönelterek kesmek, sünnet olduğundan terki mekruhtur.

       Besmele kasten terk edilirse, hayvanın eti yiyilmez, haram olur. Fakat bir unutma neticesi olarak terk edilirse, boğazlanan havyanın yiyilmesine mani olmaz. Çünkü nisyan = unutma, affolunmuştur.

       (İmam Şafiî'ye göre yalnız boğazlama yeterlidir. Besmele okunması, bir sünnet-i müekkededir, besmele bulunmasa, yani “Bismillâh” denilmese de hayvanın eti haram olmaz. Bu görüş, Ebu Hüreyre ile İbni Abbas (R.anhüma) dan rivayet edilmiştir. Şu kadar var ki bu görüş, diğer müçtehitlerin ittifakına muhaliftir, bununla beraber Şafiîlerce de besmeleyi terk mekruhtur.)

ETLERİ YENİLİP YENİLMEYEN HAYVANLAR

       Tabiatında vahşilik ve adilik olmayan ve tabiatıyla iğrenç görülmeyen hayvanların etleri şartları dairesinde helâldir, yiyilebilir. Tavuk, kaz, ördek, zürafa, deve kuşu, bağırtlan kuşu, güvercin, bıldırcın, koyun, keçi, deve, sığır, manda, ekin kargası, tavus, kırlangıç, baykuş, tavşan, turna gibi hayvanlar bu gruptandır. Serçe ve sığırcık kuşlarını yemekte sakınca görülmemiştir.

       Yarasanın yiyilip yiyilmemesinde, haram veya mekruh olup olmadığında ihtilâf vardır. Hüdhüd yemek mekruh görülmüştür.

       Saksağan, kumru, bülbül, keklik kuşlarının etleri esasen helâldir. Ancak bunların etlerini yiyenlere bir âfet isabet edeceğine dair insanlar arasında bir kanaat mevcut olduğundan, bunları yemek güzel görülmemiştir.

       (Şafiîlerce kırlangıç, tavus, hüdhüd, papağan kuşlarının etleri haramdır. Martı ile balıkçıl kuşları ise helâldir.)

       Azı dişleriyle kapıp avlayan, parçalayan ve kendisini müdafaa eden hayvanların etleri haramdır, yenilmez. Kurt, ayı, arslan, kaplan, pars, sincap, samur, sansar, maymun, sırtlan, fil, köpek, kedi, keler, tilki, gelincik gibi hayvanlar bu kısımdandır. Azı dişleri olduğu halde bununla başkasına saldırmayan bir hayvanın eti ise yiyilebilir. Deve gibi.

       Tırnakları ile kapıp avlayan, tırmalayan ve tabiatıyla adi olan kuşların etleri de haramdır veya tahrimen mekruhtur. Kerkes, çaylak, kartal, kuzgun, akbaba, alaca karga, yarasa, atmaca, şahin gibi.

       Bunlar leş yemekten çekinmezler. Tırnaklı olduğu halde bununla hayvanları avlamayan bir kuş ise yiyilebilir. Güvercin gibi.

       Habis olan, yani tabiatıyla iğrenç bulunan bir takım hayvanların etleri de haramdır, yiyilmez. Fare, yaban faresi, akrep, yılan, kene, kurbağa, kara ve deniz kaplumbağası, arı, kara sinek, sivrisinek, köstebek, kirpi, bit, pire, ve diğer haşereler gibi.

       Görülüyor ki bu haram olan hayvanlardan bir kısmı yırtıcı bir tabiata sahiptir, yaratılış itibarı ile eziyet vericidir, yaradılışında bir adilik mevcuttur. Bir kısmı ise iğrençtir, tabiat itibarı ile nefret edilmiştir. İnsan ise nezih, mükerrem bir varlıktır. Bundan dolayı insanlar bu gibi adi, zararlı hayvanların etlerinden korunmuştur. Gıdaların insanlar üzerinde iyi ve fena tesiri ise inkar edilemez. İnsan kendi faydasını ararsa, İslam dininin müsaade ettiği şeylerden istifade etmeli, men etmiş olduğu şeylerden de kaçınmalıdır. Başka selamet yolu yoktur.

       Temiz olmayan şeyleri yemiş olan tavuk, koyun, sığır ve deve gibi hayvanların etleri, bir müddet hapsedilmeksizin hemen kesildikleri takdirde mekruhtur. Çünkü bu halde etleri fena bir kokudan uzak olmaz. Hapis müddeti tavuklar için üç, koyunlar için dört, sığırlar ile develer için de on gündür. Böyle pislikle yaşayan bir hayvana “cellale” denir.

       Bu hayvanlar, temiz olmayan şeylerden etleri kokmayacak miktar yemiş oldukları takdirde, hapisleri lazım gelmez, etleri mekruh olmaksızın yiyilebilir.

       Domuz sütüyle beslenmiş kuzuların yiyilmesi helaldir. Çünkü süt yok olup gider, eseri kalmaz.

       Eti yiyilecek bir hayvan, şarap içirilip de akabinde boğazlanacak olsa, yiyilmesi mekruh olmakla beraber helal olur.

       Yalnız süt emip başka bir şey yemeye gücü yetmeyen küçük kuzuların öldükten sonra karınlarından çıkarılan peynir mayaları temizdir. Nitekim koyun, deve gibi ölmüş hayvanların memelerinden çıkacak sütler de temizdir. Bedenlerinin temiz olmaması sütlerine tesir etmez.

       Beygirler cihada yarayan kıymetli hayvanlardır. Bu sebeple bunların etlerini yemek, İmam-ı Azam’a göre tahrimen veya tenzihen mekruhtur. İmameyne göre de tenzihen mekruhtur.

       Ehli merkeplerin ve anaları merkep olan katırların etleri haramdır veya tahrimen mekruhtur. Vahşi merkeplerin ve anaları sığır olan katırların etleri ise haram değildir. Hayvanlar analarına tabidirler.

       (İmam Malik'ten bir rivayete göre ehli merkeplerin etleri, mekruh, bir rivayete göre de haramdır. Meşhur olan görüşe göre beygirlerin etleri de haramdır. İmam Şafiî ile İmam Ahmed’e göre beygirlerin etleri mekruh değildir.)

       Daima suda yaşayan, suda barınan = teayyüş eden hayvanlardan her nevi balık etleri yiyilebilir, helaldir. Kalkan balığı, sazan, balığı, yunus balığı, yılan balığı bu kısımdandır. Fakat diğer su hayvanları pis yaratıklardan sayılır. Yiyilmeleri caiz olmaz. Mesela yengeçler, midyeler, istiridyeler, ıstakozlar helal değildir, etleri yiyilemez.

       Aynı şekilde deniz insanı, deniz aygırı, deniz domuzu gibi, balık suretinde bulunmayan deniz hayvanlarının yiyilmeleri helal olmadığı gibi avlanılmaları da helal görülmemektedir.

       Suda kendi kendine, görünürde sebepsiz olarak ölüp de suyun yüzüne çıkan balıklar yiyilemez. Fakat suyun açılıp kurumasından dolayı ölen fazla sıcaktan veya soğuktan ölen veya kuşlar tarafından öldürülen, su içinde bağlı tutulmakla ölen, buz arasında sıkışarak ölen balıklar yiyilebilirler. Balıklarda boğazlamak icab etmez. Nitekim çekirgelerin yiyilebilmesi için de boğazlamaya lüzum yoktur.

       Göle veya denize atılan balık otunu yemekle göl veya deniz içinde ölen veya avlanıp da sudan çıkarılmadan başlarına tokmak ile vurulup öldürülen ve ağ içinde kurtulamayıp ölen balıkların yiyilmeleri de helâldir.

       Balıklar, temiz olmayan suların içinde bulunmuş ol salar da etleri yiyilebilir. Avlanan bir balığın içinden çıkan balık, sağlam ise o da yiyilebilir. Sağlam değilse, yiyilemez.

       Boğazlanan bir hayvanın karnından çıkan yavrusu, İmam-ı Azam'a göre yiyilmez. Anasının boğazlanması, yavrusu için yeterli olmaz. Bir canlının kesilmesi, iki canlının kesilmesi olamaz.

       Bundan dolayı kesilen bir koyunun veya devenin karnından ölü bir halde çıkacak yavrusu yiyilemez. Bu yavru da başlı başına bir hayat sahibidir. Onun hakkında da başlı başına bir kesme işlemi şarttır.

       İmameyne göre eğer yaratılışı tamam olmuş ise, ayrıca kesim işlemine lüzum yoktur. Eti yiyilebilir.

       (Diğer üç mezhep imamının görüşleri de böyledir. )

       Koyun, sığır gibi hasta bir hayvan, diri olup olmadığı bilinemeyip boğazlanırken harekette bulunsa veya kendisinden (diri hayvandan çıkarcasına) kan çıksa, eti yiyilebir. Çünkü bunlar, hayat alametidir. Şu kadar var ki, yalnız gözünü veya ağzını açması veya ayağını uzatması bir hareket sayılmaz.

       Böyle bir hayvanın kesilirken gözünü yumması, ayağını çekmesi, tüylerinin ürperip kalkması birer hareket sayılır; hayatına delâlet eder.

       Hayvanların “demi mesfuh” denilen akar kanları temiz değildir. Besmele ile kesilmiş olup olmamaları bu hususta müsavidir.

       Besmele ile kesilip etleri yiyilen hayvanların içerlerinde kalarak akmayan kanları ise temizdir.

       Bunların karaciğerleri, dalâkları da temizdir, bunlardaki kanlar pâktır.

       Kesilen bir koyunun ödü, bezi, sidik torbası, tenasül uzvu, yumurtaları ise mekruhtur, bunları yememelidir.

       Domuzun her bir parçası temizlikten mahrumdur, bunun hiç bir şeyi helâl değildir. Yalnız kıllarından istifade edilip edilmeyeceği hususunda ihtilaf vardır. İmameyn ile, İmam Şafii’ye göre domuzun kıllarından badana fırçası yapılması ve bununla ayakkabı dikilmesi caizdir. Hatta bu kıldan bir miktar, az bir su içine düşecek olsa, İmam Muhammed’e göre o suyu temizlikten çıkarmaz. Çünkü bu kıllardan istisnasız istifadeye müsaade edilmesi, temizliğine delildir. Fakat İmam Ebu Yusuf’a göre bu kullanma hakkındaki müsaade bir zaruretten dolayıdır. Suya düşmesi halini içine almaz. Bundan dolayı içine düştüğü az bir suyu bozar. Domuzların yalnız Darülharb’e götürülüp oradaki gayrimüslim ahâliye satılması caizdir.

       Bir misafir için besmele ile boğazlanan koyun, sığır gibi bir hayvanın eti yiyilebilir, çünkü misafire ikram lazımdır. Bu, Hak rızası için boğazlanmış olur. Fakat herhangi bir zatın yemesi için değil de, sadece gelişine tazim için boğazlanırsa, besmeleyle beraber olsa da yiyilemez. Zira bu, ALLAH için ve misafire ikram için değil, o büyük görülen zata tazim için kesilmiş sayılır. Bundan dolayı böyle bir hayvan, o şahsın misafirliğine riayet, kendisine ikram ve yedirmek niyeti ile kesilmelidir.

       Aynı şekilde herhangi bir ölüye tazim için kabri üzerinde kesilen kurbanın eti de helal olmaz. Kurban, ALLAH rızası için kesilip sevabı istenilen bir müslümana bağışlanabilir.