İlmihal Kategorileri

Peygamber Efendimizin Çocukluk ve Gençlik Zamanları

RESUL-Ü EKREM (S.A.V)İN ÇOCUKLUK HAYATI VE İLK EVLENMELERİ

Şanı yüce Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in çocukluk çağı pek mukaddes bir halde geçmiştir. Daha doğar doğmaz bir takım harikalar belirmiş, kavmi ve kabilesi arasında bir bolluk ve bereket meydana gelmiştir. Kâbe-i Muazzama içine müşrikler tarafından konulmuş olan putlar yüzleri üzerine yerlere düşmüş, ateşe tapanların ateşleri sönmüş, garip rüyalar görülmüş idi.

Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in dedeleri arasında evlâddan evlâda geçen bir nur, bir güzellik vardı. Bu nur, nihayet Peygamber (S.A.V) Efendimiz’e intikal ederek onun mübarek yüzünde parlamaya başlamıştır.

Mekke-i Mükerreme halkı, yeni doğan çocukları havası hoş, güzel yerlerde yaşayan, dilleri pek fasih (açık-seçik) bulunan aşiretlerden birer süt anaya verirlerdi. Hazreti Muhammed (S.A.V)i Beni Sa’d kabilesinden Haris adındaki şahsın hanımı Halime’ye verdiler. Halime, bu meleklerden daha güzel, daha temiz çocuğu bağrına bastı, yurduna alıp götürdü, dört sene besledi. Bu müddet içinde Hazreti Muhammed (S.A.V) de gördüğü harikulade hallerin ve yurdunda beliren bolluk ve bereketin sonu yoktu.

Artık O’nu getirip validesi muhterem Amine hazretlerine teslim etti. Hz. Amine de bu masum yavrusunu alıp dayı oğulları bulunan Neccar oğullarını ziyaret için Medine-i Münevvere’ye götürdü. Bir müddet orada kaldılar, sonra Mekke-i Mükerreme’ye dönerken Hz. Âmine, “Ebva” denilen yerde daha yirmi yaşında olduğu halde vefat etti. Peygamber Efendimiz (S.A.V), henüz altı yaşlarında iken annesini de kaybederek öksüz kalmış oldu. “Ümmü Eymen” adındaki dadısı, kendisini alıp Mekke-i Mükerreme’ye getirdi. Dedesi Hz. Abdülmuttalib’e teslim etti. İki sene sonra da Abdülmuttalib Hazretleri vefat etmekle Fahr-i âlem (S.A.V) Efendimiz amcası Ebu Talib’in yanında kaldı.

Ebu Talib, kardeşinin oğlu Hazreti Muhammed’i pek çok sever, pek fazla korurdu. Bir aralık ticaret için Şam taraflarına kafile ile gidiyordu, henüz on iki yaşında bulunan Hz. Muhammed (S.A.V)i de beraber götürdü. “Busra” denilen beldeye kadar gittiler, alış verişlerini bitirip bir kaç gün sonra geri döndüler.

Peygamber (S.A.V) Efendimiz on yedi yaşında iken de diğer amcası Zübeyr ile beraber Yemen’e gidip, az sonra geri dönmüşlerdir.

Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz artık Kureyş kabilesi arasında büyük bir şeref ve şana sahip bulunuyordu. Kendisine “Muhammedü’l-emîn = emin, güvenilir Muhammed (S.A.V)” deniliyordu. Kureyş’in pek şerefli ailesinden “Huveylid kızı Hatice” adında pek muhterem, zengin bir hatun var idi. Daha genç iken dul kalmıştı, bazı kimselere sermaye vererek ticaret yaptırıyordu.

Fahr-i âlem (S.A.V) Efendimiz’e de sermaye verdi, kölesi “Meysere”yi yanına katıp Şam tarafına beraber gitmelerini rica etti, Efendimiz (S.A.V) de bunu kabul ederek Busra’ya kadar gittiler. Orada işlerini görüp birkaç gün içinde geri döndüler.

İşte Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in gençliğindeki seyahatleri bunlardan ibarettir. Bu seyahatler esnasında kendisinden bazı harikalar ortaya çıkmış, kendisinin büyüklüğünü bazı şahıslar görüp anlamışlardı. Fakat yazdığımız gibi bu seyahatler uzun bir müddet devam etmediği için Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in bir takım şahıslar ile uzun boylu görüşüp konuşması vaki olmamıştır.

Mefhar-i kâinat (S.A.V) Efendimiz, henüz yirmi beş yaşında idi. Hz. Hatice de kırk yaşını geçmişti. Pek yüksek bir ruha sahip, pek şerefli bir hanedana mensup olan Hz. Hatice Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in muhterem hanımı olmak şerefine her yönüyle lâyık idi. Bu sebeple Nebiyyi Zişan (S.A.V) Efendimiz, Hz. Hatice ile evlenmiş, o mübarek validemizi ilk hanımı olmak şerefine kavuşturmuştur.

Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in cariyesi Mâriye’den doğan İbrahim adındaki muhterem oğlundan başka bütün erkek ve kız evlâdı Haticetü’l-kübra Hazretlerinden dünyaya gelmiştir. Evvelce Kâsım adındaki mübarek oğlu doğmuş, bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V)e künye olarak “Ebü’l-kasım - Kasım’ın babası” denilmiştir. Sonra da Abdullah adındaki muhterem oğlu ile Zeyneb, Rukiye, Ümmügülsüm, Fatımetü’z-zehra adındaki kızları dünyaya gelmiştir. Kasım, İbrahim, Abdullah Hazretleri daha çocuk iken vefat etmişlerdir. Resulü Ekrem (S.A.V)den sonra yalnız Hz. Fatıma kalıp, o da altı ay geçmeden ahirete göçerek muhterem oğulları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i öksüz bırakmıştır. ALLAH Teâlâ cümlesinden razı olsun.