İlmihal Kategorileri

Nezrin Mahiyeti, Nevileri ve Şartları

ADAĞIN MAHİYETİ VE NEVİLERİ

       Nezir, ALLAH Tealaya tazim için mübah bir işin yapılmasını üstlenmek, öyle bir işin yapılmasını kendi nefsine vacip kılmaktır. Nezrin çoğulu “nüzur” dur. Nezr edene de “nâzir” denir. Nezrin Türkçe’si “adak”tır.

       Sırf Hak Teala’nın rızası için ibadet sayılacak bazı şeyleri adamak, makbuldür, sevaba vesiledir. “Adağım olsun yarın ALLAH rızası için oruç tutayım veya fakirlere şu kadar para vereyim” denilmesi gibi.

       Fakat dünyalık bir maksadın meydana gelmesi için yapılacak adaklar makbul değildir. “Filan işim yoluna girerse, üç gün oruç tutayım” veya “fakirlere para vereyim” denilmesi gibi.

       Böyle dünyalık bir gaye için yapılan bir ibadet ve itaat ulvi bir maksada değil, dünyalık bir isteğe bir niyete dayalı bulunmuş olur. Bu ise; ibadetlerde, itaatlarda aranılan ihlasa aykırıdır. Böyle bir adak kaderi değiştiremez. Kader ne ise, yine o meydana gelir. Şu kadar var ki, bazen böyle bir adak ile cimriden bir mal çıkmış olur.

       Bununla beraber adaklara riayet lazımdır. Çünkü adak adayan ALLAH Teala ile sözleşme yapmış demektir. Bundan dolayı adağına vefa etmesi, yani adak olarak yapmayı üstlendiği şeyi yerine getirmesi icap eder. Hak Teala Hazretleri adaklarına vefa edenleri Kur'an-ı Kerim'inde övmüştür.

       Adaklar zaman, mekan, şahıs ve adanılan şey itibarı ile muayyen ve gayrımuayyen nevilerine ayrıldıkları gibi bir şarta bağlı olup olmamak itibarı ile de mutlak, muallak nevilerine ayrılır.

NEZR (ADAK)IN ŞARTLARI

       Bir nezrin şer'an sahih, muteber, yerine getirilmesi gerekli olabilmesi için şu gibi şartlar vardır.

       1. Adanılan şeyin cinsinden bir farz veya vacip ibadet bulunmalıdır. Bu yüzden: “Bir gün oruç tutayım” diye yapılan adak sahihtir. Fakat “ filan hastayı ziyarette bulunayım” diye yapılacak bir adak sahih, yani yerine getirilmesi gerekli olmaz. Çünkü hastayı ziyaret cinsinden bir farz veya vacip yoktur.

       2. Adanılan şeyin cinsinden bulunan bir farz veya vacip bizzat kastedilen bir ibadet olmalıdır, başka bir farz veya vacibe vesile bulunmamalıdır.

       Bundan dolayı “iki rekat namaz kılayım” diye yapılan bir adak, sahihtir. Fakat “adağım olsun abdest alayım” veya “tilavet secdesinde bulunayım” diye yapılacak bir adak muteber değildir. Çünkü abdest ile tilavet secdesi bizzat kastedilen bir ibadet değil, bilakis kastedilmiş olan ibadetlere birer vesiledir.

       3. Adanılan şey, zaten yapılması o anda veya gelecekte lazım bir farz veya vacip bulunmamalıdır. Bu sebeple “adağım olsun yarınki sabah namazını” veya “vitir namazını kılayım” tarzındaki adaklar sahih olmaz.

       4. Adanılan şey aslında bir günah olmamalıdır.

       Bu yüzden intihar gibi bir şeyi adamak mesela: “Şu işim olursa, canımı hak yolunda kurban edeyim “ diye yapılan bir adak sahih olmaz.

       Fakat esasen meşru iken başka bir sebepten dolayı yasak edilmiş olan bir şey ile adak sahihtir. Mesela bir kimse, Ramazan-ı şerif bayramının birinci gününde veya Kurban bayramının dört gününde oruç tutmayı nezir etse, bu sahih olur. Şu kadar var ki, o günlerde oruç tutulması yasak edilmiş bulunmakla, o günlerde oruç tutmayıp daha sonra kaza eder. Bununla beraber oruç tutarsa, adağını yerine getirmiş olur.

       ALLAH için evladını kurban edeceğini adayan kimseye, İmam Ebu Yusuf ile İmam Şafii'ye göre bir şey lazım gelmez. Çünkü bu, caiz olmayan bir adaktır. Fakat İmam-ı Azam ile İmam Muhammed'e göre bu halde bir koyun kurban edilmesi icap eder. Zira İbrahim Aleyhisselam böyle bir kurban ile emrolunmuştur.

       5. Adanılan şey, aslında imkansız olmamalıdır. Bu sebeple bir kimse: “Geçen filan günde oruç tutayım” diye adak adasa, üzerine bir şey lazım gelmez.

       Aynı şekilde: “Filan zatın geleceği gün oruç tutayım” diye adak adadığı halde kendisinden oruca aykırı bir şey meydana geldikten veya zeval (öğle) vaktinden sonra o zat gelecek olsa, nezir namına bir şey icap etmez. Çünkü o günde oruç tutulması artık imkansız olmuştur. Geceleyin geldiği takdirde de hüküm böyledir. Zira adak, gündüz hakkındadır.

       6. Nezir edilen şey, nezr edenin mülkünden fazla veya başkasına ait bulunmamalıdır. Bundan dolayı şu an bin kuruş sadaka vermesini nezr eden kimsenin yalnız yüz kuruşu bulunsa, ancak bu yüz kuruşu sadaka vermesi icap eder. Veya başkasına ait bir malın verilmesini, mesela başkasının koyununun kurban edilmesini nezr eden kimseye de bundan dolayı bir şey lazım gelmez.