İlmihal Kategorileri

Müdrik, Lahik, Mesbuk Hakkındaki Meseleler

MÜDRİK HAKKINDAKİ MESELELER

       Müdrik, imama tamamen uyan, yani namazın evvelinden sonuna kadar aralıksız olarak imama uyan, bütün rekatları imam ile beraber kılan kimsedir. İmama ilk rekatın rükûsunda yetişen, o rekata yetişmiş ve müdrik adını almış olur.

       Namaza imam ile beraber başlamanın fazileti pek büyüktür, bu hususta aşağıdaki meseleler geçerlidir.

       Bir kimse, tek başına bir farz namaza başladıktan sonra bulunduğu yerde o farz namaz, cemaatle kılınmaya başlansa bakılır; eğer namaza başladıktan sonra henüz secdeye varmamış ise namazını bırakır, imama uyar, cemaat sevabını kazanmaya koşar, bu müstehaptır. Ve eğer bir kere secdeye varmış ise bakılır; kıldığı namaz, sabah ve akşam namazı ise yine bırakır, imama uyar. Fakat bunların ikinci rekatı için secdeye varmış ise artık bırakmaz, tamamlar, imama uyamaz. Çünkü sabah namazından sonra nafile kılınamayacağı gibi, üç rekatlı bir namaz da nafile olarak kılınamaz.

       Öğle namazı gibi dört rekatlı bir farz ise kıldığı bir rekata bir rekat daha ilâve eder, teşehhütde bulunur, selâm verip imama uyar, evvelce kıldığı o iki rekat, nafile olmuş olur.

       Böyle bir namazın üçüncü rekatında bulunup da henüz secdesine varmamış ise, hemen ayakta veya oturarak selâm vererek namazdan çıkar. İmama uyar, tek başına kıldığı iki rekat, yine bir nafile olmuş olur. Fakat bu namazın üçüncü rekatınında secdesini yapmış bulunursa artık bunu tamamlar, farzı yerine getirmiş olur. Ve bu namaz, öğle veya yatsı namazı olduğuna göre daha sonra imama da uyabilir. İmam ile kılacağı namaz da bir nafile olmuş olur. Fakat ikindi namazı ise uyamaz. Zira ikindi namazından sonra nafile kılınması mekruhtur.

       Nafile bir namaza başlamış olan bir kimse, yanında cemaatle namaza başlanınca, bu nafileyi iki rekat olmak üzere kılar, daha sonra selâm verip cemaate iştirak eder. Üçüncü rekata kalkmış ise onu da dördüncü rekat ile tamamlamadıkça namazını kesmez. Bundan cenaze namazı müstesnadır. Şöyle ki, böyle nafileye başlamış olan kimse, kılınmaya başlanan bir cenaze namazının kaçıralacağından korkarsa, kılacağı namazı hemen bırakır, cenaze namazı için imama uyar, sonra o nafileyi kaza eder. Çünkü cenaze namazının telâfisi mümkün değildir.

       Cemaatle sabah namazına başlanılmış olduğunu gören kimse, cemaate yetişebileceğini zannederse, hemen sabah namazının sünnetini kılar ve lüzum görürse "Sübhaneke" ile "Euzü"yü ve sure ilâvesini bırakıp yalnız Fatiha’yı şerife ile ve rukû ve secdelerde birer defa tesbih ile yetinebilir. Daha sonra imama uyar. Fakat cemaate yetişeceğini hiç zannetmezse, sünnete başlamayıp imama uyar, artık bu sünneti kaza edemez. Şayet sünnete başlamış ise tamamlar, artık bırakamaz.

       Fakat öğle, ikindi, yatsı namazları böyle değildir. Bunların cemaatle kılınmaya başlanılmış olduğunu gören kimse, bunların sünnetlerini kılmadan imama uyar, sonra öğlenin dört rekat sünnetini kaza eder, ikindinin sünnetini kerahet vakti olduğu için kaza edemez. Yatsı namazının dört rekat sünnetini, bir gayri müekked sünnet olduğu için dilerse kaza eder, dilerse kaza etmez.

       Vaktin veya cemaatle namazın tamamen kaçırılacağını kesin olarak bilen kimse, sünnetleri kılamayacağı gibi, kendisinde bulunan az bir necaseti de temizlemekle uğraşamaz. Başka bir cemaat bulabileceğinden emin olan kimsenin ise, az bir necaseti gidermeden namaza başlamaması daha faziletlidir. Tâ ki namazı ittîfakla sahih olmuş olsun.

       (Şafiiler’e göre namaz, az bir necaset ile de bozulur.)

LÂHİK HAKKINDAKİ MESELELER

       Lâhik, namaza imam ile beraber başladığı halde kendisine uyku, gaflet veya cemaatin çokluğundan dolayı bir zahmet veya bir abdest bozucu bir durum meydana gelip de namazın tamamını veya bir kısmını imam ile kılamayan kimsedir. Lâhik hakkında aşağıdaki meseleler geçerlidir.

       Lâhik, aynen imama uyan gibidir. İmama uyan, imamın arkasında Kur'an okuyamayacağı gibi, lâhik de kaçırmış olduğu rekatları kendi başına kılınca Kur'an okuyamaz, tamamen imama uyan gibi hareket eder ve kendi başına kılacağı rekatlardaki yanılmasından dolayı sehiv secdeleri de yapmaz.

       Lâhik, mümkün ise kaçırdığı rekatları veya rukünları kaza eder, sonra imama tekrar uyarak onunla selâm verir.

       Meselâ imama uyan bir kimse, birinci rekatın kıyamında uyuyup da imamın secdeye vardığı anda uyansa, hemen rükûya varır, sonra secdeye vararak imama uyar.

       Lâhik, imamına yetişemeyeceğini bildiği takdirde hemen imama uyar, imam namazdan çıkınca kendisi kaçırmış olduğu rekatları veya rukûnları kaza eder.

       Meselâ imama uyan bir kimse, dördüncü rekatta iken burnu kanasa saftan ayrılır, namazı bozacak birşey ile uğraşmaksızın hemen abdest alır, mümkün olduğu yerde imama uyar. İmam selâm vermiş olursa kendi başına o dördüncü rekatı hiç birşey okumaksızın imamın arkasında kılıyormuş gibi tamamlar. Çünkü lâhik, hükmen imamın arkasında namazını kılmış sayılır.

       Aynı şekilde bu hâdise üçüncü rekatta vaki olsa da, imam dördüncü rekata başlasa, lâhik abdest alıp evvelâ o üçüncü rekatı kıraatsız olarak kılar, daha sonra imama uyar, onunla dördüncü rekatı kılarak selâm verir. Fakat imamına böyle yetişemeyeceğini bilirse hemen imama uyar, imam selâm verince kendisi kalkar, üçüncü rekatı kıraatsız olarak kılar, selâm verir.

       İmam sehiv secdelerinde bulunacak olsa, lâhik namazını henüz tamamlamamış ise, onunla beraber bu secdeleri yapmaz, bilakis namazını tamamlar, ondan sonra bu sehiv secdelerini yapar.

       Her lâhik'ın yukarıda bildirildiği şekilde hareket etmesi kolay değildir. Bu sebeple lâhiklerin bu noksan kalan namazlarına yeniden başlamaları daha uygun görülmüştür. 

MESBUK HAKKINDAKİ MESELELER

       Mesbuk, imama namazın başında değil, arasında veya sonunda, meselâ bir iki veya üç rekat kılındıktan sonra veya son ka'de (oturuş) da uyan kimsedir. Mesbuk hakkında aşağıdaki meseleler geçerlidir.

       Mesbuk, kaza edeceği rekatlarda tek başına namaz kılan gibidir. Meselâ bir kimse imama sabah namazının ikinci rekatında uyacak olsa, mesbuk olmuş olur. Bu halde tekbir alıp susar, imam ile beraber son ka'dede yalnız "Ettehiyyat"ı okur, imam selâm verince kendisi ayağa kalkar, imam ile kılmamış olduğu ilk rekatı kılmaya başlar, "Sübhaneke"den ve "Euzü" ile "Besmele" den sonra Fatiha’yı şerife ile bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okur, usulü üzere rükûya, secdelere gider, daha sonra oturup "Ettehiyyat" ile "ALLAH'ümme salli… ve barik…" ve "Rabbena âtina" duasını okuyarak selâm verir.

       Akşam namazının ikinci rekatında imama uyan kimse de birinci rekat hakkında bu şekilde hareket eder.

       Mesbuk, akşam namazının son rekatında imama uysa "Süb-haneke"yi okur, imamla beraber o rekatı kılıp teşehhüde oturur, daha sonra kalkar, "Sübhaneke" ile "Euzü" ve "Besmele"yi ve Fatiha’yı şerife ile bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okur, rukû ve sücuddan sonra oturur, yalnız "Ettehiyyatü"yü okur, sonra "ALLAH'ü ekber" diyerek ayağa kalkar, yalnız besmele ile Fatiha’yı şerifeyi ve bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okuyarak rükûya ve secdelere varır, daha sonra son ka'deyi yaparak selâm ile namazdan çıkar. Bu halde üç defa teşehhütde bulunmuş olur. Bununla beraber mesbuk, ikinci rekatın sonunda teşehhütde yanılarak oturmayacak olsa, kendisine sehiv secdeleri lâzım gelmez. Çünkü bu rekat, diğer bir yönden birinci rekat yerindedir.

       Mesbuk, dört rekatlı namazlardan birinin dördüncü rekatında imama uysa imam ile teşehhüde oturduktan sonra kalkar, "Sübhaneke"yi "Euzü" ile "Besmele"yi ve Fatiha ile bir miktar daha âyet-i kerime okur, rukû ve sücuddan sonra oturur, yalnız "Ettehiyyatü"yü okur. Daha sonra kalkar, Besmele ile Fatiha'yı ve bir miktar daha ayet-i celile okuyup rükûya, secdelere varır, oturmaksızın kalkar, yalnız Besmele ve Fatiha ile bir rekat daha kılarak son ka'deyi yapar. "Ettehiyyat" ile "ALLAH'ümme salli… ve barik…" ve "Rabbena âtina" duasını okuyup selâm verir.

       Mesbuk, dört rekatlı namazların üçüncü rekatından itibaren imama uysa onunla beraber son ka'dede yalnız "Ettehiyyatü"yü okur, daha sonra kalkar, "Sübhaneke"yi ve "Euzü" ile "Besmele" ve Fatiha ile bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okuyup rükûya, secdelere varır. Daha sonra kalkar, yalnız Besmele'yi ve Fatiha ile bir mikdar daha âyet-i kerime okuyarak yine rükûya, secdelere varır, teşehhüde oturur, "Ettehiyyat" ile " ALLAH'ümme salli… ve barik…" ve "Rabbena âtina " duasını okuyarak selâm ile namazını bitirir.

       Mesbuk dört rekatlı namazların ikinci rekatında imama uyacak olsa, üç rekatı imam ile beraber kılmış olur, teşehhütten sonra ayağa kalkar. "Sübhaneke"yi ve "Euzü" ile "Besmele"yi ve Fatiha’yı şerife ile ilave edeceği âyetleri okur, rukü ve secdelere varır, son ka'deyi yaparak namazını selâm ile tamamlar.

       İmama rükûda iken uyan kimse, o rükûnun ait olduğu rekata yetişmiş olur. Fakat imamı secde halinde bulan kimse, hemen secdeye varırsa da bu secdenin ait olduğu rekatı kılmış sayılmaz. Bu sebeple o rekatı yukarıdaki tarifler üzere kaza etmesi lâzım gelir.

       Mesbuk, imam selâm verdikten sonra "ALLAH'ü ekber" diyerek ayağa kalkıp noksan kalan rekatları tamamlar. İmam daha selâm vermeden mesbukun kalkıp noksan kalan rekatları kaza etmesi uygun değildir. Ancak namaz vaktinin çıkmak üzere bulunması veya önünden insanların geçmeleri korkusu gibi bir zaruret bulunursa o zaman kalkabilir. Bununla beraber imam, henüz selâm ile namazdan çıkmamış olunca, mesbukun teşehhüt miktarı oturması lâzımdır. Bundan evvel kalkması caiz değildir.

       İmam, teşehhüdü bitirmedikçe mesbukun kıyamı ve kıraatı muteber değildir. Bu sebeple mesbuk, birinci veya ikinci rekatı kaza için ayağa kalkar da, imamın teşehhüdü bitirdiğinden sonra namaz caiz olacak miktar Kur'an okursa, namazı caiz olur. Fakat bundan daha az olursa namazı sahih olmaz.

       Mesbukun kaza edeceği rekatlarda başkasına uyması, başkasının da bu halde mesbuka uyması caiz değildir. Mesbuk bu hususta tek başına namaz kılıcı sayılmaz. Fakat bir mesbuk, ne kadar rekat kaza edeceğini unutup da kendisiyle beraber mesbuk bulunan bir kimsenin ne kadar kaza edeceğini sadece nazar-ı itibara alsa, bununla namazının sahih olmasına bir zarar gelmez.

       Mesbuk, namazını yeniden kılmak niyetiyle tekbir alacak olsa, evvelki tekbir ile başlamış olduğu namazı bozmuş olur. Tek başına namaz kılan kimse ise böyle değildir. Başka bir namaz kılmaya niyet etmedikçe aynı namaza yeniden başlamak niyetiyle alacağı tekbir, bu namazını iptal etmez. Çünkü her iki namaz, tek başına namaz kılana göre birbirinin aynıdır. Mesbuk ise bir bakıma tek başına namaz kılan, diğer bir bakımdan da imama uymuş olduğundan, onun hakkında bu aynı olmak durumu yoktur.

       Mesbuk, İmam-ı A'zam'a göre de Kurban bayramında teşrik tekbirlerini imam ile beraber alır, daha sonra ayağa kalkıp kılamadığı rekatları tamamlar. Halbuki İmam-ı A'zam'a göre tek başına namaz kılan, bu tekbirler ile mükellef değildir. Bu sebeple, mesbuk bu hususta tek başına namaz kılan değil, imama uymuş kimse durumundadır.

ÖNEMLİ NOT: Teşrik tekbirleri hususunda fetva İmameyn'e göre olduğu için mesbukun bu şekilde hareket etmesi şart değildir. İmam selam verince hemen ayağa kalkıp kılamadığı rekatları tamamlaması ve daha sonra teşrik tekbirlerini getirmesi de mümkündür.

       Mesbuk, ayağa kalkması sahih olacak yerde kıyam edip de daha imam selâm vermeden namazını bitirerek selâmda imama uysa, namazı bozulmaz.

       İmam daha selâm vermeden mesbuk, tahiyyatı okuyup bitirmiş olsa, bir görüşe göre kelime-i şehadeti tekrar eder, bir görüşe göre de susar. Bu hususta sahih olan, mesbukun tahiyyatı yavaş yavaş okumasıdır.

       Birinci ka'de (oturuş)da imamdan evvel “Ettehiyyatü”yü bitirmiş olan imama uyan bir kimse de susar, tekrar “Ettehiyyatü”yü okumaz.

       Mesbuk, aşikare okunan namazlarda imama uyunca "Sübha-neke"yi okumaz, geri kalan rekatları kazaya kalkınca okur, sahih olan budur. Nitekim yukarıda da işaret olunmuştur.

       İmam, yanılarak beşinci rekata kalktığı gibi mesbuk da kendisine tâbi olarak kıyama kalksa bakılır; eğer imam, dördüncü rekatta oturmuş ise, mesbukun namazı bu kıyam ile bozulur. Fakat imam, dördüncü rekatta oturmamış ise, beşinci rekatta secdeye varmadıkça mesbukun namazı bozulmaz.

       Bir mesbuk, lâhik de olabilir. Şöyle ki imama sonradan uyan kimse, uyku veya abdest bozucu bir şey gibi bir sebeple rukûnlardan veya rekatlardan bir kaçını imam ile kılamayıp kaçırsa hem mesbuk, hem de lâhik olmuş olur. Bu halde evvelâ kaçırdığı şeyleri kıraatsız olarak kaza eder, sonra mümkün ise geri kalan namazda imama uyar, daha sonra da imama uymadan evvelki bir veya birden fazla rekatları kıraatle kaza eder. Evvela bunları kaza edip, daha sonra namaz arasında kaçırmış olduğu rukûnleri veya rekatları kaza etmesi de caizdir. Fakat bu takdirde meşru tertibe riayet etmemiş olacağından günahkâr olur.