İlmihal Kategorileri

Kurbanın Eti ve Derisi Hakkında Yapılacak Şeyler

KURBANIN ETİ VE DERİSİ HAKKINDA YAPILACAK ŞEYLER

       Adak yoluyla olmayan kurbanın etinden sahibi, zengin olsun, olmasın yiyebileceği gibi, fakir olmayan kimselere de yedirir ve dağıtabilir. Fetva bu şekildedir. Bununla beraber hiç olmazsa üçte birini fakirlere sadaka olarak vermelidir. Ancak orta halli bulunan kurban sahibinin nafakasını temin etmekle mükellef olduğu kimseler çok bulunursa, o halde kurbanın etini onların yemeleri için alıkoyabilir, bu menduptur.

       Diğer bir görüşe göre fakir kimse, kurban bayramında kurban olmak üzere satın alıp kestiği hayvanın etinden yiyemez. Çünkü kendisine vacip olmadığı halde böyle kurbanlık alıp kesmesi, bir adak mesabesinde bulunur. Adak adayan kimse ise adak kurbanının etinden yiyemez. Onu hanımına, anne-babasına, dedelerine-ninelerine.... ve çocuklarına-torunlarına..... ve zengin kimselere yediremez. Yedirse, kıymetini öder.

       Kurbanın sütünden istifade etmek, etini veya postunu satıp parasını almak, veya demirbaş olmayacak bir şey ile değiştirmek mekruhtur. Böyle bir şey yapılırsa, kıymetini sadaka olarak vermek lâzım gelir. Bundan kasap ücreti de verilmez.

       Kurbanın postu sadaka olarak verilir veya ondan seccade veya sofra gibi evde kullanılacak bir şey yapılır. Kesilmeden evvel yünlerini kırkmak mekruhtur. Kırkılacak olursa, sadaka olarak verilmelidir. Fakat kesildikten sonra yünü yolunup veya kırkılıp kullanılabilir.

       İki, üç kimse, yanlışlıkla birbirinin kurbanını kesecek olsalar her kesilen hayvan, sahibinin kurbanı olmak üzere câiz olur, birbirine bir şey borçlu olmaz. Bu halde her biri, kendi hayvanının (mevcut ise) etini alır. Yenilmiş veya dağıtılmış ise birbirine aradaki farkı helâl eder. Şayet cimrilik gösterirler de helâl etmezlerse, her biri diğerine ait kurban etinin kıymetini öder. Bu halde bu kıymeti de sadaka olarak vermek lâzım gelir. Çünkü bu, kurban etinin bedelidir.

       Bir kimse, kendisine emanet edilen bir kurbanı, sahibinin izni olmaksızın bayram günü sahibi adına kesecek olsa, bunu ödemez. Sahibinin kurban kesme vazifesi düşer. Çünkü buna delâleten izin vardır.

       Bir kimse, gasp etmiş olduğu bir hayvanı mesela bir koyunu kendi adına kurban kesecek olsa, diri olduğu haldeki kıymetini ödemek üzere sahih olur.

       Fakat kendisine emanet, mesela muhafaza edilmek üzere verilen bir hayvanı böyle kurban kesecek olsa, sahih olmaz. Çünkü bu hayvana, kesmeden evvel bedelini ödemek ile sahip bulunmuş değildir. Rehin olarak bırakılmış hayvan, rehin alana nazaran kurban hususunda bir görüşe göre gasp edilmiş, diğer bir görüşe göre muhafaza edilmek üzere emanet bırakılmış hükmündedir.

       Bir kimse, kendi malından alıp sevabını vefat etmiş bir kişiye bağışlamak üzere bayram günü kestiği kurban etinden yiyebilir. Başkalarına da verebilir. Tercih edilen görüş budur. Fakat bir kimse, miras bırakan şahsın emri ile onun için keseceği kurban etini yiyemez, bunu tamamen sadaka olarak vermesi lazım gelir.

       Bir kimse, kendisi için tek başına kurban kesmek için aldığı bir deve veya sığıra daha sonra altı kimsenin ortak olmasına razı olarak bunu birlikte kurban olarak kesmeleri caiz olur. Ancak bu mekruh olur. O kimse ahdini bozmuş sayılır. Ortaklarından alacağı parayı sadaka olarak vermelidir.

       Bununla beraber o kimse, fakir olduğu takdirde bir görüşe göre başkalarının bu ortaklığına razı olamaz. Çünkü onun keseceği bu kurban, bir adak mesabesindedir. O, bu kurbanı satın almakla kendisine vacip kılmış olur.

       Kurban ibadetinin rüknü-temel esası: İraka-i dem’dir, yani kurbanlık hayvanı boğazlayıp kanını akıtmaktır. Bu olmadıkça, vacip olan kurban ibadeti yerine getirilmiş olamaz. Bundan dolayı kurbanlık hayvanın kesilmeksizin sadaka olarak verilmesi caiz olamaz. Fakat alınan kurban hayvanı her nasılsa kesilmeden kurban kesme günleri çıkacak olsa, bunun diri olarak sadaka verilmesi lazım gelir.

       Çünkü kurbanlık hayvanın boğazlanıp kanının akıtılması, sadaka olarak verilmeye dönüşmüş olur. Bunun etinden sahibi yiyemez.

       Bir kurbanı, ehl-i kitap olan gayrimüslim birisinin kesmesi mekruhtur. Mecusinin kesmesi ise asla caiz değildir. Fakat bir kurbanın etinden herhangi gayrimüslime hibe yolu ile vermekte bir sakınca yoktur. Kurban, Peygamber Efendimiz (S.A.V)in hicretinin ikinci senesinde meşru buyurulmuştur. Bunun meşru olması kitap ile, sünnet ile, icma ile sabittir.

       (Kurban, Şafiilere göre tek başına bir şahıs için bir sünneti ayndır. Bir aile efradı için ise bir sünneti kifayedir. Ailenin nafakasını temin eden kişi kurban kesince, artık diğerlerinden bu sünnet düşer.)