İlmihal Kategorileri

Haccın Sahih Olmasının Şartları

HACCIN SAHİH OLMASININ ŞARTLARI

       Bir hac vazifesinin sahih bir surette yerine getirilmiş olması için şöylece dört şart vardır:

       1- İslam: Bu, haccın farz olmasının şartı olduğu gibi sahih olmasının da şartıdır. Bu yüzden gayrimüslim’in haccı sahih olmaz, hatta daha sonra müslüman olsa bile.

       2- Mekanı mahsus: Bundan maksat, Arafat ile Kâbe-i Muazza-ma'dır. Bundan dolayı Arafat'ta vakfe ile Beytullah tavaf edilmedikçe, sahih bir hac meydana gelmiş olamaz.

       3- Vakti mahsus: Bundan maksat, Arafat'taki vakfe zamanıdır ki; Arefe gününün zeval(öğle) vaktinden kurban bayramının fecr(şafak)ının doğuşuna kadar devam eden bir müddettir. Tavaf-ı ziyaretin vakti ise (evvelce de beyan edildiği üzere) ömrün sonuna kadardır. Fakat bu tavafın vacip olan vakti, eyyamı nahr'dir. Yani, Kurban bayramının ilk üç günüdür.

       Bununla beraber haccı ifrad'ın ve temettu ile kıran haccının tüm vazifelerini yerine getirebilmek için muayyen bir vakit vardır ki; o da Şevval, Zilkade ayları ile Zilhiccenin ilk on gününden ibarettir. Bu müddete "Eşhuri hac = hac ayları” ve hac mevsimi denilir.

       Bu hac ayları içinde en son hac vakti, Arefe günüyle ilk kurban günüdür. Bundan dolayı Arefe günü zeval(öğle)den sonra Arafat'ta az çok bulunup bayramın ilk gününde de tavaf-ı ziyareti yapan bir kimse hac vazifesini yapmış olur.

       (Şafiîlere göre de Arafat'ta vakfe vakti, Zilhiccenin dokuzuncu gününün zeval (öğle vakti)nden onuncu gününün fecri (şafak vakti)ne kadardır. Bu vakitte bir an bile olsa, vakfe yeterlidir.)

       4- Hac niyetiyle ihram: Şöyle ki; ihram, haccı veya umreyi veya her ikisini eda için mübah olan şeylerden bazılarını kendisine belli bir vakit haram kılmak, yani onları yapmaktan sakınmaktır. Bu ihram, hacca veya umreye veya hac ile beraber umreye niyet etmekle ve telbiyede bulunmakla meydana gelir. Telbiye:

"Lebbeyk. ALLAH'ümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerike leke leb-beyk. İnnelhamde ve'n-ni'mete leke ve'l-mülk. Lâ şerike lek."

ALLAH'ım! Ben senin emr-u fermanına her zaman itaat ederim, her zaman itaat ederim. Senin için ortak yoktur. Davetine daima ihlas ve sadakatla icabet ederim. Şüphe yok ki hamd de nimet de sana mahsustur, mülk de! Senin ortağın yoktur, mabudum!. demektir.

       İhramı yapana "muhrim" denir. Muhrim olmayana da (helal) denilir. "İhlal" de ihramdan çıkmak ve bir şeyi harem sahasından dışarıya çıkarmak manasına gelir.

       İhram, Beytullah için bir tazim alametidir. Hatta dışardan bir ihtiyaç, mesela ticaret için gelen bir müslüman, hac veya umre kastında bulunmasa da yine ihramsız olarak Mekke-i mükerreme şehrine giremez. Bu haramdır, hürmete aykırıdır.

       İhrama giren bir erkek dikişli elbiselerini çıkarır, bir peştamal kuşanır üzerine bir omuz havlusu alır, başını ve ayaklarını açık bulundurur, temizlenir, yıkanır veya abdest alır iki rekat namaz kılar, yüksek bir sesle (lebbeyk ALLAHümme lebbeyk…) diye telbiyede bulunur. Hanımı ile cinsel ilişkiyi terk eder, hanımını okşayıp öpmez, akıllı kimseler tarafından "tıyb = güzel kokulu" sayılan misk, anber, kâfur gibi şeyleri sürünmez, bunları yatağına da sürmez, av hayvanlarını avlamaz ve avlayanlara işaret edip göstermez, Mekke-i Mükerreme'nin haremindeki yeşil ağaçları, yeşil otları kesip koparmaz, kendisinin saçlarını kesmez, tıraş etmez, hac veya umre işlerini bitirinceye kadar bu halde devam eder.

       Kokusundan zevk duyulacak her şey "Tîyb" sayılır. İhrama giren kadınlar ise elbiselerini çıkarmazlar, başlarını ve ayaklarını açık bulundurmazlar, telbiyede seslerini yükseltmezler

       İhrama giren şahısların çadır altına sokulmaları, şemsiye tutmaları, yüzük takmaları, bellerine kemerlerini bağlamaları ve omuzlarına giyinmeksizin palto gibi bir şey almaları haram değildir.

       Yalnız hac için veya haccı temettü veya haccı kıran için şevvalin birinci gününden zilhiccenin dokuzuncu gününe kadar herhangi bir günde ihrama başlanabileceği gibi bundan evvel de başlanabilir. Çünkü ihram haccın şartıdır. Şart ise kendisine bağlı olan şeyin vaktinden önce yapılabilir, bu caizdir. Abdestin namaz vaktinden önce alınabilmesi gibi. Şu kadar var ki, ihrama daha evvel başlanılması, müddetin uzaması itibariyle sakıncalı olduğundan mekruhtur, ihram sebebiyle yasak olan şeylerden uzun bir müddet korunmak kolay değildir.

       (Şafiîlere göre hac için hac aylarından evvel ihrama girilmez. Girilirse umre için girilmiş olur).