İlmihal Kategorileri

Haccın Farz Olmasındaki Hikmet

HACCIN FARZ KILINMASINDAKİ DİNİ HİKMETLER

       Malumdur ki hac, islamiyetin beş mühim esasından birini teşkil etmektedir. "Büniye'l-islamü alâ hamsin. = İslam dini, beş esas üzerine kurulmuştur" (Buhari; İman:1; No:8; 1/12, Müslim; İman:5; No:21; 1/45, Tirmizi; İman:3; No:2618; 4/275, Nesâi; No:5001; 8/107) hadis-i şerifi bunu bildirmektedir.

       Hac, şartlarını bulunduran her müslüman için pek mukaddes bir farzdır. Namaz, oruç, birer bedeni ibadettir. Zekat da bir mali ibadettir. Hac ise hem bedeni, hem de mali bir ibadettir. Bu farz, hem bedence olan sıhhat ve selametin, hem de mali varlığın bir şükran vazifesi demektir.

       Haccın yapılmasındaki muhtelif usul ve âdâb insanın, ezeli ve kerim olan mabuduna yapacağı tazimlerin, göstereceği kulluk halinin, arz edeceği ihtiyaç ve tevazu tarzının en mükemmel şeklini ihtiva etmektedir.

       Alîm ve Hakîm olan yaratıcımızın mukaddes bir mabedini, mükerrem bir beytini ziyaret ederek zati ülûhiyyetine olanca temizliği, duruluğu, olanca samimi duyguları ile tazimlerde, dua yalvarışta bulunan bir kulun bu dini vazifesi, temiz ruhlara büyük ferahlık verecek ulvi bir mahiyette bulunmaktadır.

       Bundan başka bütün müslümanların kıblegâhı olan ve İbrahim Aleyhisselam gibi büyük bir Peygamberin makamını içinde bulunduran muazzam bir mabette yapılacak ibadet ve itâatin yüceliğine vesile olacağı mükafat ve sevaplara son yoktur. Şanı büyük Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in içinde doğup büyüdüğü, islam güneşinin ilk doğmaya başladığı ve islamiyetin binlerce mukaddes hatıralarını sinesinde saklamış bulunduğu mübarek bir beldeyi ziyaretteki feyiz ve bereket de her türlü düşüncelerin üstündedir.

       İslam âleminin doğu ve batısından tertemiz bir heyecan ile akın edip gelen binlerce dindaşın böyle muhterem bir mekanda toplanmaları, aralarındaki din birliğini, din kardeşliğini, din sevgisini canlandırmaları ve birbirinin halinden haberdar olarak fikir alış verişinde bulunmaları ne kadar takdirlere şayan bir harekettir.

       Seyahatin sıhhi, fikri, sosyal, faydalarını takdir eden yabancı milletler, dinen mecbur olmadıkları halde birçok sıkıntılara katlanarak cihanın en ücra taraflarını gezip duruyorlar. İslamiyet ise en faydalı bir seyahate bir kudsiyyet, bir mecburiyet vermiş, müslümanları böyle bir seyahatin sonsuz feyizlerinden faydalandırmak istemiştir.

       Hac ibadetini şuurlu bir halde yerine getirecek müslümanların bundan ne kadar istifade edecekleri pek aşikârdır. Özellikle bu farzı yerine getirmek bahtiyarlığına erişen uyanık bir müslümanın bu sayede bir hayli bilgiler elde ederek aydınlanacağı ve sonra dönüp kendi muhitini bir çok islami hadiselerden haberdar ederek aydınlatmaya muvaffak olacağı da şüphesizdir.

       Özetle haccın farz kılınmasındaki hikmet ve maslahat, pek büyüktür. Müslümanlığın yayılmasına, yükselmesine yöneliktir. Zaten İslam dininin emir ve tavsiye ettiği hangi bir ibadet ve itâat vardır ki, Müslümanların maddi ve manevi sahalardaki ilerlemesini, yükselmesini, feyizlenmesini temin etmesin! Yeter ki, müslümanlar, kendi mukaddes dinlerinin bu emirlerini, tavsiyelerini hakkıyla takdir ederek yerine getirmeye çalışsınlar.

       Ne mutlu servete, sıhhate sahip olup da bu gibi dini vazifelerini yerine getirmeye muvaffak olanlara!...