İlmihal Kategorileri

Faizin Mahiyyeti ve Çeşitleri

RİBÂNIN MAHİYETİ VE NEVİLERİ

       Ribâ “Faiz”, lugatta fazlalık manasınadır. Şer'an alış-verişte akit yapanlardan birine verilmesi şart koşulup, karşılığı bulunmayan fazla bir miktardan ibarettir. On dirhem gümüşü, on bir dirhem gümüş karşılığında satmak gibi.

       Ribâ, altın ve gümüş gibi “mevzunat”tan olan, yani tartılan şeyler ile buğday, arpa, hurma, tuz, kuru üzüm gibi “mekilât”tan bulunan, yani ölçü ile alınıp verilen şeylerde olur.

       “Ribâ, Malikîler'e göre yalnız altın ve gümüş ile geçimi temin edip “kût = erzak” denilen şeylerde olur. Şafiîler'e göre de yalnız altın ve gümüş ile yiyeceklerden olan şeylerde olur.”

       Riba, iki nevidir: “Riba-i fazl,” “Riba-i nesie.” “Riba-i fazl,” tartılan veya ölçülen bir cins eşyanın, kendi cinsi karşılığında peşin olarak fazlasıyla satılması halinde meydana gelir.

       Bu sebeple altın, gümüş, bakır, buğday, arpa ve tuz gibi bir şey, kendi cinsiyle derhal değiştirilecek olsa, miktarlarının eşit olması icap eder. Birinin miktarı biraz fazla olunca, bu bir ribâ olmuş olur ki haramdır. ALLAH katında cezası pek büyüktür. Hatta aynı cinsten olan bu iki kısım eşyadan bir kısmı sanat itibariyle daha kıymetli veya bir kısmı daha iyi, diğeri daha düşük bulunsa bile.

       Altın ile gümüş, sanat itibarıyla veya sikke halinde bulunmakla veznî olmaktan çıkmış olmaz. Çünkü bunların veznî = tartılır şeylerden olmaları, nassı şer'i “Hadis-i şerif” ile sabittir. Meselâ on miskal “yaklaşık 45 gram” altın, yine on miskal altın karşılığında peşin olarak satılabilir. Fakat on bir miskal karşılığında satılamaz. Bu bir miskal, fazla olduğundan ribâ olmuş olur.

       Aynı şekilde on kile “20 teneke” buğday, on kile buğday karşılığında peşin olarak satılabilir. Fakat dokuz veya on bir kile buğday karşılığında satılamaz. Fazla miktar, ribâdır.

       Riba-i fazldan kurtulmak için, bir cinsten olan, faizli işlem olabilecek mallardan her birini ya tamamen veya kısmen kendi cinsinden başkasıyla değiştirmelidir.

       Meselâ on miskal altın, yüz dirhem gümüş karşılığında ve on kile buğday on beş kile arpa karşılığında peşin olarak değiştirilebilir. Yine on miskal altın, dokuz miskal altın ile şu kadar dirhem gümüş karşılığında ve on kile buğday da beş kile buğday ile şu kadar kile arpa karşılığında peşin olarak değiştirilebilir.

       “Riba-i nesie”ye gelince, bu da tartılan veya ölçülen şeyleri birbiri karşılığında veresiye olarak değiştirmektir, hatta miktarları eşit olsa, bile, bu da haramdır.

       Meselâ on dirhem “yaklaşık 32 gram” gümüş veya bu ağırlıktaki bir gümüş para, yine on dirhem gümüş veya gümüş sikke karşılığında veresiye olarak satılamaz. Çünkü bunların cinsleri ve miktarları birdir. Biri peşin, diğeri veresiyedir. Bu şekilde aralarında bir fark vardır. Bu sebeple bu, bir ribâdır, bir günahtır.

       Aynı şekilde elden verilen bir kile buğday ile daha sonra harman zamanında verilecek bir kile buğday satın alınamaz. Bunlar, kalitesi yüksek ve düşük olmak itibariyle farklı bulunsunlar bulunmasınlar, müsavidir. Çünkü cinsleri, miktarları birdir. Böyle olmakla beraber biri peşin diğeri veresiyedir. Veresiye ise, peşine karşılık olamaz. Arada bir fazlalık bulunmuş olur.

       Mevzunattan yani tartılan şeyler, cinsleri farklı olsa da, birbiriyle veresiye olarak değiştirilemez. Meselâ, şu kadar kilo demir karşılığında, o kadar kilo bakır veresiye olarak satılamaz. Çünkü bunlar, vezni “tartılan” olmak itibariyle birdirler.

       Aynı şekilde şu kadar kile buğday, o kadar kile arpa veya tuz karşılığında veresiye olarak satılamaz. Zira bunlar da keyli “yani ölçü ile alınıp verilen şeylerden” olmakta birdirler.

       Bu esastan yalnız nakitler müstesnadır. Şöyle ki, nakit paralar karşılığında nakit cinsinden olmamak üzere tartılan ve ölçülen şeyler peşin olarak alınabileceği gibi, veresiye olarak da alınabilir. Çünkü alış veriş hakkında buna ihtiyaç vardır.