İlmihal Kategorileri

Cenazeler Hakkındaki Farzlar,Vazifeler

CENAZE HAKKINDAKİ VECÎBELER, VAZİFELER

       Cenaze, ölü demektir, ölmek üzere bulunan kimseye "muhtezar" denir. Muhtezarın yanında kelime-i tevhidi, kelime-i şehadeti okumaya ve ölünün kabrinde yapılacak muayyen hitabeye de "telkîn" denir.

       Ölünün yıkanılmasına "gasl-i meyyit", ölünün yıkanmasından, kabre defnedilmesine kadar lâzım gelen şeylere ve bu şeyleri tedarik etmeye de "techiz" adı verilir. Ölüyü kefenlemeye, yani malum, bilinen şeylere sarmaya da "tekfin" denilmektedir.

       Ölen bir müslümanı yıkamak, kefenlemek, üzerine namaz kılıp bir kabre defnetmek, müslümanlar için bir farz-ı kifayedir. Bu farzı yapmadıkları takdirde bundan hepsi de ALLAH katında mesul olurlar. Ancak yapacak bir halde bulunmazlarsa, o zaman sorumlu olmazlar.

       Müslüman olarak ölenleri hayır ile anmak, onların güzel taraflarını söylemek, fenalıklarını söylemekten çekinmek, müslümanlar için bir vazifedir. Nitekim bir hadis-i şerifte:

"Ölülerinizin güzel hallerini anınız, anlatınız, kötülüklerini söylemekten çekininiz." (Ebu Davud; Edep:50; No:4900; 2/692 Tirmizi; Cenaiz:34; No:1019; 3/339 Hakim el-Müstedrek; 1/385)

buyrulmuştur.

       Hattâ müslüman olarak ölen bir kimsede görülüp güzel haline delâlet eden güzel koku veya yüzünün nurlanması gibi şeyleri söylemek müstehaptır. Fakat kötü koku veya yüzünün kararması gibi şeyleri söylemek haramdır, gıybetten sayılmıştır. Ancak ölü bidat, fısk-u fücur sahibi olmakla (haramları pervasızca aşikare işlemekle) tanınmış ve bu hal üzere ölmüş bulunursa, o halde başkalarına ibret olmak üzere söylenmesi caiz olabilir.

       Muhtezar (ölmek üzere olan bir kimse)yi bir güçlük yok ise, kıbleye doğru sağ yanı üzerine çevirmek müstehaptır. Ayakları kıbleye doğru olarak ve başı biraz yükseltilerek arkası üstüne de yatırılabilir. Alışılmış ve normal olan da budur. Bu halde başı biraz yukarıya kaldırılır, ta ki yüzü kıbleye yönelsin.

       Muhtezara kelime-i tevhit telkin edilir. Bu bir sünnettir. Şöyle ki, daha ruhu boğazına gelmeden yanında kelime-i tevhit veya kelime-i şehadet okunur, fakat "sen de oku" diye kendisine teklif edilmez. Muhtezar da bu mübarek kelimeyi bir kere okuyup başka bir şey söylemezse, artık telkine son verilir. Ta ki son sözü kelime-i tevhit olmuş olsun. Bu telkini muhtezarın kendisinden nefret edeceği bir kimse yapmamalıdır.

       Bu telkin, bir tevbe-istiğfarla beraber olmak üzere:

"Estağfirullah. El-Azîm. Ellezi lâ ilahe illâ hu. El-hayye'l-Kayyûme ve etûbü ileyh."
"O şanı yüce ALLAH Teâlâ’dan mağfiret diler ve ona tevbe ederim ki, ondan başka hak mabut yoktur, O Hayy'dır, Kayyûm'dur."

demek gibi bir şekilde de yapılabilir. Bir hadîs-i şerifte:

"Her kimin son sözü lâ ilâhe illallah olursa, cennete girer." (Hakim el-Müstedrek: Kitabu’d-Duâ; Ebu Dâvud; Cenâiz:20; No:316; 2/207; A. b. Hanbel; No:21529; 5/233)

buyrulmuştur.

       Muhtezarın yanında Yasin süresi ile R'ad suresi'nin okunması da müstehaptır.

       Muhtezar, ölünce gözleri yumdurulur, çenesi bir bez ile iyice çekilip ağzı kapatılarak tepesinden bağlanır. Bunları yapan kimse, şöylece dua etmelidir:

"Bismillahi ve ala milleti Rasûlillah. ALLAHümme yessir aleyhi emrehu ve sehhil aleyhi maba'dehu ve es'idhu bi likâike vec'al ma harece ileyhi hayran mimma harece anhu."

"ALLAH Tealânın ismini zikir ile ve Resûlullahın dini üzerine ölmüş olsun. Ey Allâhım! Buna işini kolay et, kendisine ilerisini kolaylaştır, onu cemalinle mes'ut et, ona yöneldiği âlemi içerisinden çıktığı âlemden hayırlı buyur."

       Ölünün üzerinden elbisesi çıkarılır, bir teneşir veya başka bir tahta üzerine konulur. Üstüne örtü çekilir, şişmesine mâni olması için karnının üstüne bir kılıç veya başka bir demir parçası konulur, elleri yanına uzatılır, kolları göğsünün üzerine konulmaz, yanında cünüp veya hayızlı veya loğusalı olan kimse bulunmaz.

       Ölünün yanında güzel kokulu bir şey bulundurulur. Yıkanmadıkça yanında Kur'an-ı Kerim okunmaz, bu mekruhtur. Bu halde başka bir odada Kur'an-ı Kerim okunabilir. Ölünün bulunduğu yer geniş olup üzerinde de tam bir örtü bulunduğu takdirde, kendisine yakın oturulmaksızın gizlice Kur'an-ı Kerim okunması da mekruh olmayabilir.

       Ölünün komşuları, yakınları vefatından haberdar edilirler. Bunlar da ölüye karşı son vazifelerini yapmaya koşar, sevap kazanırlar.