İlmihal Kategorileri

Bedel=Niyabet Sureti İle Hac

BEDEL = NİYABET SURETİ İLE HAC

       Hac için bedel, başka bir tabir ile vekil tutmaya " İhcac" denir. Böyle kendi yerine başkasını hacca gönderen kimseye de "Amir" "Menûp" "Mahcucun anh" denir.

       Bir kimse, bizzat hac etmeye gücü yetsin yetmesin, kendi yerine müslüman, akıllı olan bir kimseyi nafile olmak üzere vekil tayin edebilir. Bu şahıs, o kimsenin tayin ettiği yerden gider. Onun adına niyet ederek hac eder.

       Kendi adına nafile hac için bedel gönderen şahıs, bu haccın sevabına nail olur. Çünkü bu, hac yolunda, Hak rızası için malı infak etmek demektir. Böyle bir infak ise, bizzat olabileceği gibi vekaletle de olabilir.

       Bir şahıs kendisine farz olan bir haccı, başkasına vekalet sureti ile yaptırabilmesi için aşağıdaki şartların bulunması lâzımdır. Aksi takdirde böyle bir vekalet geçerli olmaz. Şöyle ki;

       1- Amir için hac farz olmuş bulunmalıdır. Farz olmadan vekalet yolu ile yapılan hac, bir nafile olur, daha sonra amire hac farz olunca, tekrar hac edilmesi lâzım gelir.

       2- Amir bizzat hac etmekten aciz olup bu acizliği vekil tayin ettiği vakitten ölümüne kadar devam etmelidir. Bu yüzden bir aralık acizliği yok olsa, bizzat hac etmesi icap eder. Vekalet sureti ile olan hac nafile olmuş olur. Bundan körlük ve yatalaklık halleri müstesnadır. Bunlar vekaletle yapılan hacdan sonra ortadan kalksa da haccın yeterliliğine mani olmaz.

       3- İmam Ebu Yusuf'a göre herhangi bir acizlik vekilin haccı bitirmesinden sonra yok olsa, artık yapılan haccın yeterliliğine zarar vermez.

       4- Amir kendi adına hac etmesini vekiline emretmelidir. Bu sebeple onun emri olmaksızın adına başkasının yapacağı hac yeterli olmaz.

       Amir normal bir şekilde yol masrafını vermelidir. Bu sebeple vekil, kendi malı ile hac ederse, kendi adına hac etmiş olur. Ancak kendi malından harcadığı şey nisbeten az bir miktarda bulunursa, o zaman amirin adına hac yapılmış olur.

       5- Amir bu vekalet için bir ücret şart etmemiş olmalıdır. Bir ücret karşılığında hac eden kimse kendi adına hac etmiş olur, bu ücrete hak sahibi olamaz. Çünkü hac sırf bir ibadet olduğundan ücret karşılığında yapılamaz.

       (Malikiler'e göre haccın bedenî bir ibadet olma yönü daha çoktur. Bundan dolayı farz olan bir hac için niyabet = bedel tutmak caiz değildir. Bunun hakkında ki ücretle yaptırma geçersizdir. Fakat nafile hac için vekalet mekruh olmakla beraber caizdir.

       Şafiîler ile Hanbeliler'e göre hac, vekaletin geçerli olduğu ibadetlerdendir. Bu sebeple bizzat hac veya umre yapmaktan aciz olan kimsenin başkasına bir ücret karşılığında veya nafakasını temin etmek sureti ile hac veya umre yaptırması sahihtir.)

       6- Amirin verdiği mal, vasıta ile hacca müsait olunca vekil vasıta ile hacca gitmelidir, hatta âmir, yaya olarak hac edilmesine izin vermiş bulunsa bile. Aksi takdirde vekil sarfede ceği malı âmire borçlu olur, vasıta ile hac ettirilmesi lâzım gelir. Fakat verilen mal, vasıta ile hacca müsait değilse, yaya olarak yapılan hac, yeterli olur.

       7- Amirin vasiyet etmiş olduğu mal, müsait ise, vatanından hac edilmelidir, aksi takdirde müsait bulunacağı yerden hac edilir. Bizzat veya vekil olarak hac etmek üzere yola çıkan şahıs, yolda vefat edip tarafından hac edilmesi vasiyet edilmiş bulunsa İmam-ı Azam'a göre vatanından, yani ikamet ettiği yerden, İmameyn'e göre de vefat ettiği mahalden hac ettirilir.

       Aynı şekilde kendisi için beldesinden başka bir yerden hacca gidilmesini vasiyet eden kimsenin vasiyetine göre hac ettirilir. Vefat eden bir kimse namına beldesinden hacca gidilmesi lâzım gelirken vasisi başka bir beldeden hac ettirecek olsa, bu hac, vasi namına olur, vefat eden için ayrıca hac ettirmesi lâzım gelir. Ancak bu iki belde arasında bir günde, gecelemeden gidip gelmek mümkün olursa, bu takdirde hac, vefat edenin namına sahih olmuş olur.

       8- Vekil hac vazifelerine başlamadan evvel veya ihramına girerken âmir namına hac etmeye niyet etmeli, dili ile

Lebbeyk. ALLAH'ümme an fülanin.

"ALLAH'ım ben senin emr-u fermanına her zaman itaat ederim, bunu falancanın yerine söylerim."

diye telbiyede bulunmalıdır, yalnız kalbiyle niyet etmeside kafidir.

       9- Vekil amir namına bizzat hac etmelidir. Şayet bir engel sebebiyle başkasına para verip hac ettirirse bu, âmir namına sahih olmaz, almış olduğu yol masrafını öder. Ancak âmir, kendisine o yolda izin vermiş veya "dilediğini yap" demiş bulunursa, o zaman sahih olur. Çünkü bu takdirde mutlak vekil mesabesin de bulunmuş olur.

       10- Vekil, haccını bozmamış olmalıdır. Şöyle ki: Vekil, Arafat’ta vakfeden evvel hanımı ile cinsel ilişkide bulunsa haccını bozmuş olur. Artık daha sonra kaza edeceği hac, âmir namına olmamış olur. Bundan dolayı almış olduğu masrafı ödemesi lâzım gelir.

       Şayet vekil, Arafat'ta vakfeden sonra cinsel ilişkide bulunsa masrafı ödemez. Çünkü haccın asıl ruknünü yapmış olur. Şu kadar var ki, tavaf-ı ziyarette bulunmadan memleketine dönerse hanımına karşı ihramlı olarak kalır, kendi malı ile gidip tavaf-ı ziyareti yapmadıkça ihramdan tamamen çıkmış olmaz.

       11- Vekil âmire muhalefet etmemiş olmalıdır meselâ, âmir hacc-ı ifrad'ı emretmiş iken, vekil umrede ve hacc-ı kıran veya hacc-ı te-mettu'da bulunsa, âmir namına hac etmiş olmaz. O halde aldığı yol masrafını geri öder.

       Fakat vekil, âmirin emrini yerine getirmekle beraber kendisi için de kendi parası ile ayrıca umrede bulunabilir. Nitekim yalnız umre yapmaya memur olan kimse de bunu yaptıktan sonra kendi masrafı ile kendi namına hac edebilir. Amma evvelâ kendisi için hac yapıp sonra âmir namınâ umre yapması caiz değildir.

       12- Vekil yalnız âmir adına hac için ihrama girmelidir. Biri kendi namına, diğeri de âmir namına olmak üzere iki ihrama niyet etse, âmir namına haccı câiz olmaz. Ancak kendi namına olan ihramı bırakıp âmir namına ihrama devam ederse o zaman caiz olur.

       13- Vekil telbiyeyi yalnız bir âmir namına yapmalıdır. İki kişinin vekaletini kabul edip onların namına telbiye ederse, hiç biri namına câiz olmaz. Almış olduğu masrafları öder. Fakat bunlardan yalnız birini tayin ederek ihramda bulunursa, onun hakkında câiz olup diğerinin masrafını ödemesi lâzım gelir.

       Bunlardan tayin etmeksizin birisi için ihrama girse, İmam Ebu Yusuf'a göre yine vekalet sahih olmaz, kendi hakkında nafile olarak hac yapmış olur. İmam-ı Azam'a göre yapacağı haccı bunlardan birine sarfedebilir.

       14- Vekil, haccı kaçırmamış olmalıdır. Bundan dolayı bir vekil, kendi işleri ile uğraşır da muayyen senede hac edemezse, aldığı masrafı öder. Fakat hastalık gibi elinde bulunmayan bir özür sebebiyle hac edemezse ödemez, yeniden hac etmesi lâzım gelir.

       15- Amirin tahsis ettiği vekil, âmir namına hac etmiş bulunmalıdır. Bu yüzden âmir "Benim tarafımdan başkası değil, falan şahıs hac etsin" dediği halde o şahsın emri ile veya vefatı ile başkasına hac ettirilecek olsa, bu hac, âmir namına câiz olmaz.

       Fakat âmir, böyle ismen belirtmeyip de "benim tarafımdan falan şahıs hac etsin" demiş olduğu takdirde o şahıs vefat edince başkasına hac ettirilebilir.

       Nitekim hiç bir kimseyi tayin etmeksizin adına hac ettirilmesini vasiyet etmiş olan kimse için de vefatında vârisleri toplanarak diledikleri bir şahsı vekil tayin edebilirler.

       16- Amir ile vekil, müslüman, akıllı olmalı ve vekil hac vazifelerinin nasıl yapılabileceğini bilecek bir yaşta bulunmalıdır.

       Bundan dolayı müslüman gayrimüslim'i ve gayrimüslim müslümanı hac için bedel tayin edemeyeceği gibi, akıllı kimsenin deli için ve delinin akıllı kimse için hac etmesi de câiz değildir. Haccın nasıl yapılabileceğini bilemeyecek bir çocuk da vekil tâyin edilemez.

       Bir kimse, anası veya babası adına emirleri olmaksızın hac edebilir. Çünkü bu, bir velâyet ve vekalet değildir. Bilakis kendi ibadet ve itaatının sevabını bunlara bağışlamak demektir.