İlmihal Kategorileri

Av Hususunda Aranılan Şartlar

AV HUSUSUNDA ARANILAN ŞARTLAR

       Bir av etinin yiyilebilmesi için şu şartlar lazımdır:

       1- Av, dinen eti yiyilebilen hayvanlardan olmalıdır.

       2- Avcı, dinen hayvan kesmeye ehil bir müslüman veya ehli kitab biri olmalıdır. Bunlardan besmeleyi bilen ve av kastında bulunan doğru ile yanlışı ayıramayan bir çocuğun, bir delinin veya bir sarhoşun avladığı av, helaldir. Fakat hac veya umre için ihramda bulunan bir müslümanın, ne haremin içinde ve ne de dışında avlayacağı av, helal olmaz.

       Aynı şekilde bir Mecûsi’nin veya putperestin veya mürtedin avladığı hayvanın eti de haramdır, bunlar yiyilemez.

       3- Avcı, ava silah atarken veya hayvanı saldırtırken hakikaten veya hükmen besmele çekmiş olmalıdır. Besmeleyi unuttuğundan dolayı terk eden bir avcı, hükmen besmele çekmiş olur. Besmele kasten terk edilirse, avın eti yiyilemez, haram olur.

       (İmam Şafiiye göre besmele şart değildir. Fakat bunu terk mekruhtur.)

       4- Avcı, henüz elde etmeden, av herhangi bir uzvuna isabet eden bir yaradan dolayı ölmelidir. Bundan dolayı henüz ölmeden elde edilirse, boğazlanması lazım gelir. Boğazlanmaz da ölürse, eti yiyilemez.

       5- Avcı, silah ile vurduğu veya eğitilmiş hayvan ile tutturup yaraladığı av hayvanını durmaksızın elde etmek için hemen koşmalıdır. Çünkü bu halde avı daha ölmeden elde edip boğazlaması mümkündür. Bu mümkün oldukça hükmen boğazlamak yeterli olmaz. Bundan dolayı bir müddet durduktan veya başka bir şey ile uğraşıp av gözden kaybolduktan sonra gidip de avı ölmüş bulsa, eti yiyilemez. Zira bu takdirde başka bir sebeple ölmüş olması düşünülebilir. Fakat böyle durmaksızın hemen gidip de avı yaralı bir halde ölmüş bulsa, eti yiyilebilir. Bu surette hükmen yeterli bir boğazlama bulunmuş olur.

       6- Ava saldıran eğitilmiş hayvan da bir müddet durmayıp hemen ava doğru yürümelidir. Kendisine de eğitilmiş olmayan başka bir hayvan iştirak etmemiş olmalıdır.

       Pars gibi eğitilmiş bir hayvanın salıverildikten sonra istirahat için değil, avını avlamak için bir hile olarak bir yere saklanıp duruvermesi zarar vermez.

       7- Av köpekleri gibi dişli eğitilmiş av hayvanları, tuttukları avların etinden kendi kendilerine az çok yememelidirler. Bu yüzden bunlar, tuttukları avları parçalayıp etlerinden yiyecek olsalar, artık o avların etleri yiyilemez. Fakat tırnaklı eğitilmiş hayvanların tutup etlerinden yedikleri avlar yiyilebilir. Çünkü bu ikinci kısım hayvanların eğitilmiş olmaları yemeyi terk sureti ile değildir, bilakis çağrıldıkları zaman geri dönüp gelmeleri iledir.

       Aşağıdaki meseleler bu şartlar üzerine ayrılmış olan farklı meselelerdendir.

       Muhtelif avlar için bir besmele yeterlidir. Şöyle ki, avcı silâh atarken veya eğitilmiş hayvanı saldırtırken bir defa “Bismillah ALLAH’ü Ekber” dediği halde, birden fazla avlar, aldıkları yara neticesinde ölseler, hepsinin etleri yiyilebilir.

       Yine böylece bir kimsenin muayyen bir ava besmele ile attığı ok veya kurşun, diğer bir avı yaralayarak öldürse eti yiyilebilir. Çünkü bu surette besmele, o muayyen ava değil, atılan alete, salınan hayvana aittir. Bununla beraber mükellef kılmak şahsın gücüne göredir. Avcının gücü ise yalnız atmayadır, yoksa dilediği ava isabet ettirmeye değildir.

       Bir ava karşı eğitilmiş bir köpeği veya doğan gibi diğer bir hayvanı besmele ile saldırtmak da bu hususta kurşun atmak hükmündedir.

       Fakat avcı, bir alet üzerine besmele okuduğu halde, diğer bir aleti atacak olsa isabet edeceği avın eti kesilmedikçe yiyilemez.

       Nitekim bir kimse, boğazlamak üzere yatırmış olduğu bir hayvanı besmeleden sonra bırakıp da yerine o besmele ile başka bir hayvan boğazlayacak olsa, eti helâl olmaz. Çünkü bu ikinci hayvan üzerine besmelede bulunmamıştır.

       Atılan bir kurşundan aldığı bir yara neticesinde henüz elde edilemeden ölen veya bir av köpeğinin açtığı yaradan dolayı derhal ölen bir av, yiyilebilir. Fakat atılan taşın ve atılan başka bir şeyin ağırlığından dolayı yaralanmaksızın ölen veya bir av köpeğinin sadece çarpmasından veya boğmasından dolayı ölen bir av, yiyilemez. Çünkü yaralama, hükmen bir tezkiye = boğazlamadır. Yaralama bulunmayınca, tezkiye bulunmamış olur, fetva verilen görüş budur.

       Av hayvanının yiyilebilmesi için sadece yaralamak yeterli değildir, bununla beraber kan da akmış olmalıdır. Fakat bazı alimlere göre kan akması şart değildir. Diğer bazı alimlere göre de yaralama, büyük ise kan çıkması lâzım gelmez, yoksa lâzım gelir.

       İmam Ebu Yusuf ile İmam Şafiî’ye göre ise esasen yaralama lâzım değildir. Yaralanma bulunmasa da eğitilmiş hayvanların öldürdükleri avların etleri yiyilebilir.

       Dişli eğitilmiş hayvanlar, tuttukları avların kanlarını içseler veya sahiplerinin kendilerine atacağı et parçalarını yeseler veya sahipleri avı elde ettikten sonra bunun etinden yiyecek olsalar bu, o avların yiyilmesine mani olmaz.

       Yaralı olduğu halde henüz diri iken elde edilen bir av, boğazlanmazsa, eti yiyilemez. Şu kadar var ki, bu avın hayatı, henüz boğazlanmış bir hayvanın hayatı gibi hemen sönmeye mahkûm bir halde ise, boğazlanması icap etmez. Bununla beraber bu halde de boğazlanması daha iyidir.

       Eğitilmiş bir av hayvanı, avladığı avı, meselâ bir geyiği tutup yaraladıktan sonra yere çarpıp tekrar yaralayarak öldürse, eti helâl olur. Çünkü tutacağı avı bir defa yaralayıp tekrar yaralamaması av hayvanına talim edilemez, dolayısıyla bu, affolunmuştur.

       Avcı tarafından atılan bir şey ile yaralanan bir av, ilk evvel yere düşüp de hemen ölse, eti yiyilebilir. Çünkü bundan kaçınmak mümkün değildir. Fakat suya düşerek veya bir dam veya bir ağaç üzerine düşüp oradan da yere düşerek ölse, eti yiyilemez. Zira su ile veya o dama veya ağaca çarpmasıyla ölmüş olması düşünülür.

       Bununla beraber başka bir görüşe göre eğer aldığı ilk yara derhal öldürücü bir yara ise, eti yiyilebilir, yoksa yiyilemez.

       İki avcıdan biri, silâh atarak bir avı yaraladığı halde diğeri de silâh atarak öldürse bakılır; Eğer bu iki avcıdan biri silâh atıp da avı kaçamaz bir hale getirdikten sonra, diğeri de silâh atarak öldürmüş ise eti yiyilemez. Çünkü bu takdirde o avı tutup boğazlamak imkânı bulunmuş olur, artık ikinci avcı, bu avın yaralı bir durumdaki kıymetini birinci avcıya borçlu bulunur.

       Fakat bu av, ilk aldığı yaradan dolayı artık yaşaması umulmayacak bir hale gelmiş ise eti yiyilebilir. Zira bu takdirde ölmesi, birinci avcının silâhına nispet edilir, ikinci avcıya da ödeme lâzım gelmez.

       Oldukça ehlileşmiş olan av hayvanlarını da boğazlamak lazımdır. Evde beslenen geyik gibi.

       Bilakis koyun, deve gibi ehli hayvan yabanileşip de elde edilmesi zor bulunsa veya kuyuya düşüp de boğazlanması mümkün olmazsa, yaralamak suretiyle, mesela kurşun ile yaralayarak, öldürülmesi caiz olur. Bundan dolayı eti yiyilebilir. Çünkü hakkında hakikaten boğazlama imkansız olmuş demektir.

       Bir kimse eğitilmiş hayvanı besmele ile bir ava gönderdiği halde, o hayvan birden fazla av hayvanlarını birbiri peşine avlayacak olsa, hepsi de yiyilebilir.

       Aynı şekilde bir ava attığı ok veya kurşun birden fazla avlara isabet ederek bunları yaralasa veya öldürse, hepsi de yiyilebilir.

       (İmam Malik’e göre evvelki av yiyilebilir. Diğerleri yiyilemez. Çünkü ona göre ava hayvanı göndermek veya silah atmak halinde avı tayin şarttır. Bu tayin ise, yalnız birinci av hakkında bulunmuştur.)

“Doğruyu en iyi bilen ALLAH’tır. Nihayet dönüp varılacak en güzel yer ALLAH katındadır.”