İlmihal Kategorileri

Ahlakın Ehemmiyeti ve Güzelleştirilmesinin Mümkün Olması

AHLÂKIN EHEMMİYETİ VE GÜZELLEŞTİRİLMESİNİN MÜMKÜN OLMASI

       Müslümanlık; ahlâka pek büyük bir kıymet, bir ehemmiyet vermiştir. Zaten müslümanlık; bir ahlâk, bir fazilet, bir hikmet dinidir. Hat-tâ Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” (Muvatta; Husnul-Huluk:8; No:1723; 2/404; Beyhaki, es-Sünenü’l-Kübra; ªehâdât: No:21379; 15/252)

buyurmuştur.

       İslam dininde insanların manevî kıymetleri, sahip oldukları ahlâk ile ölçülüdür. Bir hadîs-i şerîfte:

"Sizin imanca en güzeliniz, ahlâkça en güzel olanınızdır” (İbn-i Hıbban; No:361; 2/76)

diye buyurulmuştur. Diğer bir hadîs-i şerifte:

"ALLAH Teâlâ’ya kullarının en sevgilisi, ahlâkça en güzel olanıdır." (A. b. Hanbel; No:2728; 2/189)

meâlindedir. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz:

“Yarabbi! Ben senden sıhhat, afiyet ve güzel ahlâk dilerim” (Heysemi, Mecmeu’z-Zevaid; 10/173)

diye dua buyururdu.

       İnsanların ahlâkı değişebilir. Çirkin huyları güzel huylara değiştirmeye “tehzibi ahlâk” denir. Bu değiştirme, her halde mümkündür. Mümkün olmasaydı, Nebiyyi Zişan Efendimiz:

"Ahlâkınızı güzelleştiriniz” diye emretmezdi. Nefisleriyle mücadele eden bir nice zatların ne güzel huylar kazandıkları daima görülmektedir.

       Riyazet, terbiye; hayvanlara, otlara, çiçeklere, hatta taşlara tesir edip dururken insanlara tesir etmez mi?. “Huy canın altındadır, can çıkmadıkça huy çıkmaz” sözü her yönüyle doğru değildir. Gerçi bazı huyları değiştirmek güçtür. Fakat imkansız değildir. Tedavi sayesinde bazı hastalıklar, tesirsiz bir hale geldiği gibi, terbiye ve mücadele sayesinde de bazı huylar, hiç olmazsa tesirini gösteremez bir hale gelir, güzel huyların karşısında siner, kalır.