İlmihal Kategorileri

Abdestin Mahiyeti, Farzları, Sünnetleri, Adabı

ABDESTİN MAHİYETİ

       Abdest, muayyen uzuvları usulüne göre yıkamaktan, mesh etmekten ibaret bir temizliktir, bir ibadet ve itâattır. Abdeste güzelliğinden, nezafete hizmetinden dolayı "vuzu" adı verilmiştir. Abdestin manevî birçok faydaları, sevapları olduğu gibi, maddeten de pek çok menfaatleri vardır. Vakit vakit abdest alan bir müslüman, temizliğe riayet etmiş, temizliği alışkanlık haline getirerek kendisini birçok hastalıklara sebebiyet verecek kirli hallerden kurtarmış olur.

       "Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur" buyurulmuştur. Bir hadisi şerif de şu mealdedir:

"Her kim emir olunduğu gibi abdest alır ve emrolunduğu şekilde namaz kılarsa, geçmiş günahı bağışlanır, affolunur."

(İbn-i Hibban: Tahâret:1; No:104 2; 3/317 Nesâî: Tahâret: 108; No:144; 1/90 İbn-i Mâce; Taharet: 193; No:1396; 1/447 Dârimi; Tahâret:45; No:717; 1/197)

       Namaz gibi bir kısım dinî vazifeleri yerine getirmek için abdeste lüzum vardır. Bu vazifelerden her birinin yapılması, abdestin bir sebebidir. Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz, tavaf edemez, Mushaf-ı Şerif'i bitişik olmayan bir kılıf içinde bulunmadıkça, eline alamaz. Kur'an'ın tam veya tam olmayan bir âyetine bile el süremez. Bunlar haramdır. Fakat Kur'an-ı Kerim'i ezber olarak veya karşıdan Mushaf'a bakarak okuyabilir. Abdest ile akıllı bulûğ çağına ermiş olan ve suyu kullanmaya gücü bulunan her müslüman, lüzumu halinde mükellef olur.

ABDESTİN FARZLARI

       Abdestin farzları dörttür.

  • Birincisi: Yüzü bir kere su ile yıkamaktır.
  • İkincisi: İki elleri dirsekler ile beraber bir defa yıkamaktır.
  • Üçüncüsü: Ayakları iki topuklar ile beraber bir kere yıkamaktır.
  • Dördüncüsü: Başın dörtte bir miktarına ıslak bir el ile veya başka bir vasıta ile başka bir yerde kullanılmamış temiz bir yaşlıkla bir kere mesh etmektir.

Şöyle ki :

       Yüz denilen uzuv, iki kulak yumuşakları arasındaki mahal ile alında saç bittiği yer ile çene altı arasında bulunan mahalden ibarettir. Sakal başı ile iki kulak arasındaki kılsız yerler de yüzden sayılır. Bu sebeple bunları bir kere yıkamak farzdır.

       Sakal sıkı olunca, onun üstünü yıkamak yeterli olur, altındaki derileri yıkamak icap etmez. Fakat seyrek olunca, altındaki derileri de yıkamak lâzım gelir.

       Dirseklere gelince bunlara "Mirfak" denir, elleri dirseklere kadar, dirseklerle beraber yıkamak lâzım ise de, dirseklerin yukarılarını yıkamak mecburî değildir. Ayakların iki tarafında olup, "sâk = topuk" denilen yüksekçe kemikleri de yıkamak lâzımdır. Fakat bunların yukarısını yıkamak icap etmez.

       Başa meshe gelince, başın nâsiye denilen ön tarafına mesh edilmesi daha faziletlidir. Mesh edilen mahal, iki kulağın üstüdür. Bu kısımdaki saçların üzerine mesh edilmesi yeterlidir. Fakat bu kısımdan aşağıya sarkan saçların mesh edilmesi yeterli olmaz. Hatta bunlar başın üstünde topuz yapılmış bulunsa bile.

       (Mâlikîler ile Hanbelîler'e göre başın tamamını mesh etmek vaciptir. Şafiiler'e göre en az bir mesh bile yeterlidir.)

ABDESTİN SÜNNETLERİ

       Abdestin başlıca sünnetleri şunlardır:

       1. Abdeste başlarken evvelâ temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak. Temiz olmayan elleri evvelce yıkamak ise farzdır, ta ki diğer uzuvları kirletmesin.

       2. Abdeste "Eûzü" ve "Besmele" ile başlamak. Abdest arasında okunacak besmele ile bu sünnet yerine getirilmiş olmaz.

       (Hanbelîler'e göre abdestin başlangıcında besmele okumak vaciptir, kasden terk edilirse, abdest batıl olur, yanılarak veya bilmeyerek terk edilmesi, abdesti iptal etmez.)

       3. Niyet etmek, yani abdesti, namaz kılmak veya abdestsizliği gidermek veya Hak Teâlâ'nın emrini yerine getirmek kastı ile almaktır.

       Dil ile: "Niyet ettim ALLAH rızası için abdest almaya" denilmesi, güzel görülmüştür. Niyetin vakti, elleri veya yüzü yıkamaya başlama zamanıdır.

       (Mâlikîler ile Şafiîler'e göre abdestin başlangıcında niyet etmek farzdır. Hanbelîler'e göre de niyet abdestin sahih olmasının şartıdır.)

       4. Mazmaza ve istinşak. Şöyle ki elleri yıkadıktan sonra evvelâ üç kere ağza, dolusunca su alınır ki, buna "mazmaza" denir. Üç kere de burunun yumuşağına kadar su alınır ki, buna da "istinşak" denilir. Bunların her defasında su yenilenir. Bunlar ile ağız ve burun içerisi yıkanılmış ve kullanılacak suyun tadı, kokusu anlaşılmış olur.

       5. Mazmaza ve istinşakta mübalâğa etmek. Şöyle ki su mazmazada boğaza kadar, istinşakta burnun katı yerine kadar vardırılır. Fakat oruçlu kimseler böyle mübalâğa yapmazlar.

       6. Misvak kullanmak. Şöyle ki misvak arak denilen ağacın dalıdır. Bunun gibi elyaflı olan diğer ağaç dallarından da yapılabilir.

       Misvak, parmak kalınlığında ve kullananın karışı boyunda olmalıdır. Sağ ele alınır, serçe parmağının üstünden geçirilir, baş parmakla altından tutulur, ıslatılarak ağzın sağ tarafından başlanır, dişlere enine sürülür, kullanılması oruca mani değildir.

       Misvağın pek çok faydaları ve sevabı vardır. Dişleri temizler, ağız kokusunu giderir, sıhhate hizmet eder. Bir hadis-i şerifte;

"Misvak ağzı temizleyici ve Rabbin rızasını celb edicidir." buyurulmuştur.

(İbn-i Mâce; Tahâret:7 No:289 1/106 Müslim; Tahâret:15; No:45; Ebû Dâvud; Tahâret: 25, Tirmizi; Tahâret:18 No:22,23 Nesâî; Tahâret:5-6, A. b. Hanbel; 1/80)

Diğer bir hadis-i şerifte de;

"Eğer ümmetime zahmet vermeyecek olsa idim, her abdest alırken misvak kullanmalarını emrederdim." buyurulmuştur.

(Buhâri; Savm:27; No:1831; 2/682; Cuma:7; No:847; 1/303 Müslim; Taharet:15; No:42 Ebû Dâvud; Taharet:25: No:47; 1/59
Tirmizi; Taharet:18; Salat:10 Nesâî; Taha-ret:7; Mevakıt:20 İbn-i Mâce; Salat:8; Taharet:7 Dârimi; Taharet:18; No:683
Muvatta; Taharet:32; No:115; 1/81 A. b. Hanbel; 1/80-120-214-221-366; 2/28-94-231-345-250-256-287-313-384-399-400-
429-433-460-473-496-502-509-517-531;3/442;4/114-116; 5/193-410; 6/150-325-429)

       Misvak bulunmaz veya kullanılması dişleri kanatırsa, yerine parmak kullanılabilir. Şöyle ki baş parmak, ağzın sağ tarafına, şahadet parmağı da sol tarafına salınarak üst ve alt dişler ovalanır.

       Bununla beraber misvak, yalnız namazlara mahsus değildir, kullanılması her zaman güzel görülmüştür. Çünkü temizliğe hizmet eder ve kıl fırçalar ile yapılan diş temizlemesine her yönüyle üstün gelir.

       Kadınların oruçlu olmadıkları zaman sakız çiğnemeleri, misvak yerine geçer.

       7. Tertibe riayet etmek. Şöyle ki, abdestte evvelâ yüz, sonra kollar yıkanır. Daha sonra başa meshedilir, daha sonra da ayaklar yıkanır ve mestli ise, mesh edilir. Böyle tertibe riayet edilmezse, yine abdest sahih olur, fakat sünnete muhalif düşer.

       (Şafiîler ile Hanbelîler'e göre abdest uzuvları arasında bu tertibe riayet edilmesi farzdır.)

       8. Abdeste sağ taraflardan başlamak. Yani sağ kollar, sol kollardan evvel, sağ ayaklar da sol ayaklardan evvel yıkanır. Bu, sağ tarafın şerefinden dolayıdır.

       9. Abdest uzuvlarını üçer defa yıkamak. Bunların birer defası farz, diğer ikişer defası da sünnettir. Üçten fazla veya noksan yıkamak ise, sünnete muhaliftir. Ancak şüpheyi gidermek veya suyun azlığı gibi bir zaruret sebebi ile olursa, o zaman sünnete muhalif olmaz.

       10. Abdestte elleri veya ayakları yıkamaya parmak uçlarından başlamak.

       11. Abdestte parmakları hilâllemek. Şöyle ki, el parmakları birbirine sokulmak suretiyle hilallenir. Ayak parmaklarının hilâllenmesi de el parmaklarından biri ile yapılır. Sol elin serçe parmağı ile sağ ayağın altından ve serçe parmağın arasından hilallemeye başlanması ve sıra ile devam edilerek sol ayağın serçe parmağında bitirilmesi güzel görülmüştür. Parmakları akar suya sokmak da hilâllemek yerine geçer.

       12. Abdest suyunu bıyıkların ve kaşların altlarına ve yüzün çevresinden sarkmış bulunan fazla kıllara eriştirmek.

       13. Sakalın çeneden aşağıya uzamış kısmını meshetmek ve sık olan sakalı bir avuç su ile alt tarafından el parmakları ile hilâllemek. Bu İmameyn'e göredir, İmam-ı A'zam'a göre ise, müstehaptır.

       14. Başın tamamını bir su ile meshetmek. Buna "kaplama mesh" denir. Kaplama meshin sünnet üzere yapılması şöylecedir: Her iki el tamamen ıslatılır, sonra bu iki elin küçük, orta ve adsız parmakları birbirine bitiştirilir. Ve bu ellerin ayaları yukarı kaldırılıp bu bitişik parmaklar, uç uca gelmek üzere birbirine yaklaştırılır ve bu parmaklar başın ön tarafından enseye kadar çekilir, sonra da iki elin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir. Bu şekilde bütün başın meshi bitmiş olur. Sonra başa değdirilmeyen baş parmakların içi ile kulakların dışları ve şehadet parmaklarının içi ile de kulakların içleri mesh edilir. Parmakların arkaları ile de boyna mesh verilir.

       Bununla beraber başın tamamını her ne şekilde olursa olsun, kaplama mesh etmek de yeterlidir.

       (Şafiîler'e göre meshi üç kere tekrar etmek sünnettir.)

       15. Kulakları mesh etmek. Bu mesh, yeni bir su ile yapılacağı gibi yukarıda bildirildiği şekilde de yapılabilir. Serçe parmakları kulak içlerine sokarak kımıldatmalıdır.

       (Hanbelîler'e göre kulaklar ile içlerini mesh etmek farzdır. Çünkü bunlar da baş tarifine dahildir.)

       16. Boynu mesh etmek. Şöyle ki, başı ve kulakları mesh ettikten sonra iki elin arkaları ile ve üçer parmakla yeni bir su almaya muhtaç olmaksızın boyun meshedilir. Boğazı mesh etmek bid'attır.

       17. Abdest uzuvlarını, üzerine dökülen su ile iyice ovmak.

       18. Abdest uzuvlarını ara vermeden yıkamak. Yani henüz biri kurumadan diğerini de yıkamaya başlamak. Buna "vilâ" denir. Havanın fazla sıcaklığından dolayı her yıkanan uzvun hemen kuruması bu vilâyı bozmaz.

       Bazı alimlere göre vilâ'dan maksat, abdest alınırken ara yerde abdestten başka birşey ile uğraşmamaktır.

       (Malikîler ile Hanbelîler'e göre dört abdest uzvu arasında fevre, vilâya riayet edilmesi, yani bunların hemen birbiri peşine yıkanılması farzdır.)

ABDESTİN ÂDABI

       Abdestin birçok âdabı vardır. Başlıcaları şunlardır:

       1. Daha vakit girmeden abdest alıp namaza hazır bulunmak. Özür sahipleri bundan müstesnadırlar.

       2. Abdest alırken kıbleye yönelmek.

       3. Abdest alırken yüksekçe bir yerde durmak, tâ ki abdest suları elbiseye dokunmasın.

       4. Abdestte başkasından yardım istememek. Ancak bir özürden dolayı olursa, bir de başkasının kendi arzusu ile abdest suyunu hazırlaması veya abdest uzuvlarına dökmesi adabı bozmaz.

       5. Abdest esnasında bir zaruret bulunmadıkça dünya lakırdısı yapmamak.

       6. Abdestin başından sonuna kadar niyeti unutmayıp kalpte tutmak ve her uzvu abdest niyeti ile yıkarken Besmele-i Şerife'yi okumak ve her uzvu yıkarken dua etmek, salât-ü selâm getirmek.

       7. Abdest alırken sıkı olmayan parmak yüzüklerini oynatmak. Dar olan yüzükleri oynatmak ise, mutlaka lâzımdır, tâ ki altı kuru kalmasın.

       8. Abdestte ağza, burna sağ el ile su vermek, sol el ile sümkürmek.

       9. Abdestte yüzü yıkarken göz pınarlarını yoklamak, abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarılarına kadar yetiştirmek.

       10. Abdest suyu, israf derecede fazla ve uzuvlardan damlamayacak derecede az olmamak. Deniz kenarında olsa bile, fazla su sarf etmek mekruhtur.

       11. Abdest suyu güneşte ısıtılmış olmamak. (Burada bakır ve benzeri kaplarda açıkta kalıp güneşte ısıtılmış su kastedilmektedir. Yoksa günümüz teknolojisinde güneş enerjisi ile ısıtılan su ile abdest almakta ve bu suyu kullanmakta hiçbir sakınca yoktur.)

       12. Abdest için toprak ibrik kullanmak ve bunu sol tarafta bulundurup kullanırken ağzından değil, kulpundan tutmak, bu ibriği yalnız kendisine tahsis etmemek, bunu boş bırakmayıp diğer bir abdeste hazır olmak üzere dolu bulundurmak.

       13. Abdest bitince kıbleye karşı şahadet kelimelerini okumak. Bir hadis-i şerif ve meali şu şekildedir:

"Sizden biri, abdest alır ve abdestini eksiksiz olarak tamamlar, sonra da "Ben şahadet ederim ki, ALLAH Teâlâ'dan başka mabud yoktur, Hazret-i Muhammed de ALLAH'ın Rasulüdür" derse, kendisine sekiz cennetin kapıları açılır, dilediği kapıdan cennete girer."

(A. b. Hanbel; No:16863; 4/145)


       14. Abdestten artan sudan kıbleye karşı ayakta biraz içerek "Allahümmec'alni minet tevvabine vec'alni minel mütetahhirin."  "Ya Rabbi! Beni her günah işledikçe tövbe eden ve günahtan kaçınıp tertemiz bulunan salih kullarından kıl." diye dua etmek. Şöyle de dua edilebilir:

       "Allahümme'şfinî bişifâike ve dâvini bidevâike va'sımnî minel vehli vel emrazı vel evcai" "Ya Rabbi! Beni kendi şifan ile şifalandır, kendi devan ile devalandır ve beni korkudan, hastalıklardan, ağrılardan koru."

       15. Abdestin sonunda bir, iki veya üç kere Kadir sûrei celilesi'ni okumak.

       16. Abdestten sonra kerahet vakti değilse iki rekât nafile namaz kılmak. Bu saydığımız şeyler, dînî ve sıhhî bakımdan birçok faydaları bulundurduğu için abdestin adabından bulunmuşlardır. Abdestin sünnetlerine, edeplerine aykırı olan şeyler ise, ya tahrimen veya tenzîhen mekruhtur.